Allah insanı nasıl korur?

Zünnu-i Mısri'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir :Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor.

Bu sudan İçmek Müslümana Haram

Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı,” bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: - “Her kula helâl, Müslüman’a haram!”

Hiçbirinin haccı kabul edilmedi!

Ali bin Muvaffak hazretleri, Şam’da yaşamış olan evliyânın büyüklerindendir. Zünnûn-ı Mısrî ve Abdullah bin Mübarek ile görüştü. 878 (H.265) senesi vefât etti... Abdullah bin Mübarek bir hac mevsiminde Mekke’de hac vazifelerini ifa ettikten sonra, Harem’de uyuyakalır

Kuran Sırları

Bilindiği gibi DNA terimi, canlılardaki genetik malzemenin kısaltılmış ifadesidir. Genetik biliminin başlangıç tarihi ise, Mendel isimli bilim adamının 1865 yılında hazırlamış olduğu genetik yasalarına dayanır. Bilim tarihi için bir dönüm noktası oluşturan bu tarihe, Kuran’da 18:65 numaralı Kehf Suresi’nin 65. ayetinde işaret edilmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Nefsin Mertebeleri

BİRİNCİ DAİRE: Nefs-i Emmare: Allah`ın emirlerine uymayan, yasaklarını çekinmeden yapan ve zevkine tabi olan nefistir. Nefs-i emmâre denilen bedbaht nefis zenginleştikçe şımarır. Bilgisi arttıkça kibri, gururu da artar. Hele bir de makam sahibi olursa artık onun yanına varmak, sokulmak ne mümkün!

YAHUDİLERİN MAYMUN OLMASI

Onlar, Davud Aleyhisselâm’ın zamanında "Eyle" denilen bir şehirde yaşıyorlardı. Eyle Medine ile Şam arasında bir yerde ve Kızıldenizin sahilinde bir yerdeydi. Allah onlara cumartesi günü balık avlamayı yasak etti. Cumartesi günü olduğu zaman, denizde balık kalmaz, hepsi sahile gelirdi.

ARAPÇA ÖĞRENİYORUM

Öncelikle Hafıza tekniği konusunda size olağan üstü bir ip ucu.Sureler kolaydan zora doğru sıralanır. Bir sayfa alınarak 3′e bölünür. Önce ilk 5 satır, daha sonra diğer satırlar 5′er 5′er ezberlenir ve sonrasında birleştirilerek tekrar yapılır.

Günahın Reçetesi

Büyük Mutasavvıf Beyazıd-ı Bestamî Hazretleri bir gün tımarhanenin önünden geçiyordu. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüp

Ahir Zaman Bu Zaman Mı?

Ahir zamanın kendini hissettirdiği şu günlerde, Rabbimizin ikazlarını neden duymamazlıktan geliyoruz acaba? Nereye gidiyorsunuz? Nerede Muhammed ümmeti?

Şeytan İşi

Günlerden birgün şeytanın yolu bir köye düşmüş.Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş.

Artan pilav

Yahya baba, II. Bâyezîd Hân zamanında, Edirne Bâyezid Külliyesi'nin aşçılarından biridir.. Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir. Ama onun ihtisası pilavdır. Mübârek işe girişti mi, ibadet ettiğini sanırsınız.

Olgun İmana Kavuşma

MESCİD-İ Saadet'te Ashab-ı Kiram toplanmışlar, derin bir vecd ve huşu içinde Allah'ın Resûlünü dinlemekteydiler. Hazret-i Fahr-i Kâinat Efendimiz ise, Al-i İmrân sûresinden şu mealdeki Âyet-i Kerimeyi okuyordu:

Gönül Örtüsü Hayâ

Gönlün titremesidir hayâ. Gönül ki kurtulmuştur da ağırlıklarından, bir yaprak kadar incelmiştir. İşte o nazenin yapraktır müminin gönlü. Titrer bir günah, bir yanlış, bir aykırı hal gördüğünde.

KÂLU BELÂ

Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

AY'IN RESÛLULLAH (S.A.V)'A SELAM VERMESİ

Ebû Kubeys dağının altında duruyorduk.Ay doğu tarafından göründü.Yükselerek yukarı çıktı. Nûru bütün âlemi doldurmaya başladı.Göğün ortasında kâmil bir dolunay haline geldi...

28 Aralık 2014 Pazar

Osmanlıca Türkçesi güzel sözler






Çeşm-i ibretle nazar kıl dünyâ bir misâfirhânedir
Bir mûkim âdem bulunmaz ne garib kâşânedir
Bir kefendir âkibet sermâyesi şâh u gedâ
Bes buna mağrur olan Mecnûn değil de yâ nedir





Bulutlar ağlamasa Yeşillikler nasıl güler





Pisboğaz ile boş boğaz beladan kurtulmaz




Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi


Kanuni Sultan Süleyman
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır
Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi
Ko bu ıyş u işreti çün kim fenadur akıbet
Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi
Olsa kumlar sagışmca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir saat gibi
Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî fârig ol
Olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi


GAZELİN AÇIKLAMASI (Günümüz Türkçesi) :

Halkın gözünde iktidâr gibi, zenginlik gibi değerli bir şey yok. Halbuki şu cihânda bir nefes sıhhat gibi hiç mutluluk olamaz.
Saltanat dedikleri sadece bir dünyâ kavgasıdır.
Bu kavga, gürültüden uzak yalnızlık gibi büyük saâdet ve baht açıklığı olamaz.
Bu eğlenceyi yeme içmeyi bırak, sonu kötüdür.
Eğer ebedî bir sevgili istiyorsan ibâdetten ayrılma.
Ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile,
O, şu dünyâ içinde bir saât gibi geçip gider.
Ey Muhibbî, eğer huzûr içinde olmak istersen, ferâgat sâhibi ol, dünyâdan vazgeç.
Yalnızlık köşesi gibi dünyâda huzûr olmaz.




Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz 
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde


Çok uğraştım. İnsanların söküklerini dikmek için. 
Ama beceremedim. Sonra anladım ki sökük
 kişilikteyse dikiş tutmaz.





İnsanları olgunlaştıran yaş değil yaşadıklarıdır.



Ahlak iledir kemal-i adem Ahlak iledir nizam-ı alem

Hayvandan insana dönen yoktur ama 
insandan hayvana dönen çoktur.


Allah hikmetiyle bir kapıyı kaparsa rahmetiyle başkasını açar.


5 vakir namaz Günde bir saat Haftada 7 saat Ayda bir gün 3 saat Yılda 10 gün yapar Yılda 10 gününü cennetin anahtarına ayırmaz mısın


Şeytanın artistliği (bismillahirrahmanirrahim) 
besmeleyi duyana kadardır.

Cennet anaların ayakları altındadır.


Cesaretiyle yaşayamayan, esaretiyle ölür.


İsyanlardayım dedi Hayır imtihanlardaydı Fark etse idi Kurtulacaktı Hazreti Mevlana



Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın. 
Nerden geldiğini unutmaması için...


Yavuz Sultan Selim kendisine bir sandık içinde insan pisliği gönderen Şah İsmail'e bir kutu lokum göndererek şu notu ekler: Herkes yediğinden ikram eder.


Hayat bir nefestir, aldığın kadar. Hayat bir kafestir, kaldığın kadar. Hayat bir hevestir, daldığın kadar.


11 Aralık 2014 Perşembe

AYETEL KURSİ - FAZİLETLERİ - SIRLARI



Ayetel kürsi duası olarak bilinen dua kutsal kitabımız kuran’ı kerim de 2. Süre olan Bakara süresinin 255. Ayetidir. Yani ayetel kürsi kuranı kerimde geçen bir ayettir. İsmini ayet içinde geçen “kürsiyuhus semeveti” kelimesindeki kürsiden almıştır. Bu dua namazda fatiha süresinden sonra okunabileceği gibi Allahı tesbih etme yada dua etme amacıyla da okunabilir.




Ayet-el Kürsi Okunuşu

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.


Ayetel Kürsi Anlamı (Meali)

Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur.
Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama.
Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur.
O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?
O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.)
O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar,
O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler.
O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.
O, yücedir, büyüktür.

     Ezberlemesi belki de en zor surelerden biri olmasına rağmen muhakkak ezberlenmesi gereken ve önemi çok büyük olan surelerden bir tanesidir. Rabbimizin büyüklüğünü ve yüceliğini anlatan bu sure bizi tüm kötülüklerden ve beladan en iyi şekilde korur ve muhafaza eder. Surede O’nun izni olmanda hiçbir şeyin olmayacağı ve ne kadar koruyucu olduğu anlatılır. Yüce Rabb’in kullarına bahşettiği bu sure özellikle yatmadan önce kazadan, beladan korunmak için okunur ve bir işe başlamadan önce Rabb’e sığınmak için okunur. Uzun olması ile birlikte derin manalar barındırmaktadır ve bu manaların hepsi de O’nun ilmini içerir. O’nun ilminden hiçbir şeyi bilmeyeceğimiz ve O’nun yüce olduğu belirtilir. Her müslümanın ezberlemesi ve hatta anlamını da çok iyi bilmesi gerekir. Ayetel Kürsi diğer surelerden farklıdır ve daha fazla şey anlatır.


Ayet-el Kürsi Nerelerde Okunur?

Ayetel kürsi namaz içinde sure şeklinde okunduğu gibi, namazda tesbihden önce de okunur. Aynı zamanda bu ayeti namaz dışında dua olarak ihlas süresi, nas süresi ve felak süreleri ile birlikte okumanında iyi olduğu söylenmektedir.


Ayet-El Kursinin Faziletleri

Ayet-el kürsinin birçok faziletleri vardır. Hazreti Allahın tevhidi ile alakalı olan bir ayettir.


* Ayet- el kürsi okunan eve şeytan giremez. O evde büyü tutmaz.


* Devamlı olarak ayet- el kürsi okumaya devam eden kişi hem dünyada hem ahirette büyük makamlara erişir.


* Ayet- el kürsi nimetler 313 defa okuyup ve her okuyuşta hu diye üfürülürse o nimet bereketlenir. 313 ayet- el kürsinin hatim adedidir.


* Ayet- el kürsi okumayı adet edinen kimsenin geçmişte işlemiş olduğu günahlar bağışlanır. Hazreti Allah o kişiye hayır kapılarını açar.


* Bir kişi 7 defa okuyup birincide sağına ikincide soluna üçüncüde önüne dördüncüde arkasına beşincide yukarı altıncıda aşağı ve yedincide içine hu diye üflerse ve son olarak etrafını çevreleyecek şekilde üflerse melekler onu çevreler ve o gün içinde o kimseye bela isabet etmez.


* Ayet- el kürsi her namazdan sonra okunmalıdır. Bunu okuyan kişiye cennetin sekiz kapısı açılır ve dilediği kapıdan cennete girer.


* Cenabı hak sevdiği bir kuluna namazdan sonra ayet- el kürsi okumayı unutturmaz. Kabir ehli için okunursa cenabı hak ayet-el kürsinin fazileti hürmetine o kabir ehlilin kabrini genişletir ve makamını yükseltir. Okuyan kişiye de sevap yazılır.


* Gece yatmadan önce okunursa kişi kendini ve ailesini güven içine almış olur. Sıkınltılı zamanlarda okunursa Allah’ın izni ile sıkıntı geçer.



  Ayetel Kürsi okunan eve şeytan giremez. Büyücü sokulamaz. Ayetel Kürsi okumaya devam kişi; hem dünyada hemde ahirette yüce makamlara ulaşır. Günahlardan sakınmaya başlar. Huzura erer. Mevki ve makamı artar.

  Ayetel Kürsi durak yerlerinin sayısınca 17 kelimeleri sayısınca 50 harfleri sayısınca 170 resuller ve ashabı kiram sayısınca 313 defa okuyan kişinin her arzusu yerine gelir. Cesareti artar. Halk arasında sevgi saygısı ve itibarı çoğalır. İstediği makama ulaşır. Hiç kimse ona zarar veremez. Peygamber Efendimiz in S.A.V. isimleri sayısınca 201 defa okursa dünya ve ahiretle ilgili istekleri geri çevrilmez.

  Ayetel Kürsi; yemek buğday pirinç arpa gibi şeylere 313 defa okunarak her okunuşta o şeye üflenirse bereketi artar o şeyde bereketlilik olur.

  Ayetel Kürsiyi hergün okumayı adet haline getiren kişinin ALLAH geçmiş günahlarını bağışlar. Okuyan hem Tevhid hemde Tilaveti yerine getirmiş olur. Bu da üstün bir zikir olur.

  Ayetel Kürside 34 ilahi isim vardır. 17 acık olarak 17 de kapalı olarak. Aynı zamanda 17 mim harfi 17 de vav harfi vardır. ALLAH’ın en büyük ismi Ayetel Kürside mevcuttur. Bu yüzden Ayetel Kürsi ile dua edilirse kabul görür.

  Ayetel Kürsiyi bir hacet ve arzunun olması için okumak o işin olmasına vesiledir. Bu ayeti okumaya devam eden devamı nispetinde fayda görür.

  Bu ayeti okumaya ancak peygamberler sıddıklar ve şehidler devam eder. Kişi okumaya devam ederse ahlakı sehid ve sıddıkların ahlakına ulaşır.

  Ayetel Kürsiyi okumaya devam eden kişiye; ALLAH hayırlı ve faydalı kapılar açar. İlim öğretir. Gizli bilgileri ve tedavi etme yollarını öğretir. Hem Zahiri hemde Batıni ilim nasip eder.

  Ayetel Kürsi okunur ve sevabı kabir ehline bağışlanırsa o kabir nurla dolar kabir genişler ve ölünün derecesi mevkisi ve makamı yükselir. Okuyanada büyük sevap verilir.

  Ayetel Kürsiyi çok okuyanın anlayışı artar. Düşman şerrinden kurtulur. ALLAH’ı büyük isimleriyle anmak zikretmek isteyenler Ayetel Kürsiyi okumalıdırlar. Ayetel Kürsi ilahi rahmet ve nusret kapılarını açar.

  Sıkıntılı anlarda Ayetel Kürsi okunursa sıkıntı geçer. Tehlike durumunda okunursa o tehlikeden kurtulunur.

  Ayetel Kürsiyi 170 defa okuyana ALLAH her işinde yardımcı olur. Zorluk çekmez. Üzüntü ve kederden uzak olur. Rızkı genişler. Arzularına ve isteklerine kavuşur.

Bakara Suresinin ilk 4 ayeti Ayetel Kürsi Ayetel Kürsiden sonraki 2 ayeti ve Bakara Suresinin son 5 ayetini okuyanın kendisine ve ailesine şeytan ve kötülük yaklaşamaz. Deli üzerine okunmaya devam edilirse şifaya kavuşur.

  Şehvete düşkün kötü ahlaklı ve kötü kişiler okur ve okumaya devam ederlerse durumları değişir. Ahlakları düzelir ve en iyi hale yönelmiş olurlar.

  Ayetel Kürsiyi okuyan kendini güven içine alır. Cin şeytan ve insan zarar veremez.

  Gece yatarken okuyan kendini güven içine aldığı gibi ailesini ve komşusunuda koruyup güven içine alır.

  Her farz namazını mütakip Ayetel Kürsi okuyan ikinci bir namaza kadar korunmuş olur. Yatarken okuduğunda 2 melek onu korumakla görevlendirilir.

  Ayetel Kürsiyi her farz namazının arkasından okuyana Cennetin 8 kapısı birden açılır dilediğinden içeri girer. ALLAH okuyana; şükredenlerin kalblerini sıddıkların amellerini ALLAH’a dost doğru yönelenlerin sevabını verir. Ölünce doğruca Cennete girer. Muttakilerin elde edeceği mükafat verilir.

Evinden çıkarken Ayetel Kürsi okuyan kişinin günahları bağışlanır şeytanlar ondan uzaklaşır. Cin şeytan ve insan şerrinden ve korkularından emin olur. Her şeyden muhafaza olunur.

  Gece ve gündüz 10 defa İhlas ve Ayetel Kürsiyi okumaya devam eden kişi; ALLAH’ın rızasını kazanır. Şeytandan korunur. Mahşerde peygamberlerle birlikte olur.

  Ayetel Kürsi okunan evden şeytanlar 30 gün kovulmuş olur 40 günde büyücü ve sihirbaz giremez.

  Ayetel Kürsiyi 6 defa okuyup 6 yönüne üfler 7nci defa okuyup içine çeker ve 8inci de okuyup etrafına daire çizerse kendisini koruyan manevi bir hisar içine alır. (1inci okuyuşta önüne 2ncide sağına 3üncüde soluna 4üncüde arkasına 5incide yukarı 6ıncıda aşağı okuyup üfler. 7incide içine çekip yutar.8incide üfleyerek etrafına daire çizer) Böylece kendini tehlikeli yerden düşmanlarından musibetten korumuş olur. Bu uygulama yapıldıktan sonra hiç konuşmadan Ayetel Kürsi okuyarak düşman üzerine yürünürse düşman onu göremez ve zararda veremez.

  Her namaz sonunda Ayetel Kürsi okuyanı eceli gelince ALLAH bizzat kendi kudret eliyle ruhunu alır ve o kişi şehidlik sevabına nail olur.

  Ayetel Kürsi; okuyanı kötü ahlaktan kurtarır. Kişiyi ALLAH’a yöneltir.

  Okuyan kişiyi dinlemek üzere melekler gelip o yerde bulunur saf tutup dururlar. İhlas suresi okunan eve uğradıklarında secdeye kapanırlar. Haşr suresi okunan evde diz üzeri çöküp dururlar.

  Gece ve gündüz 1000 defa Ayetel Kürsiyi 40 gün okuyana ruhani alem kapısı acılır. Melekler ziyaretine gelir. Tüm sırlara vakıf olmaya başlar. İstek ve arzuları gerçekleşir. Resulullah S.A.V. Efendimizi rüyasında görme şerefine erer.

  Ayetel Kürsi ve Amenerrasulü Suresinin okunduğu eve şeytan girmez.

  Ayetel Kürsi bir kaba okunur ve o kabın örttüğünü hiçbir cin ve şeytan açamaz. İçindekileri alıp götüremez.

  Ayetel Kürsiyi 170 defa okumaya devam eden; hapisteyse hapisten kurtulur. Borçlu ise borcunu ödeme imkanı bulur. Rızık isterse geniş bir nimete erişir. Bu sayıda her farz namazının ardından okumaya devam ederse isteğine arzusuna çabuk kavuşur. Gece kıbleye yönelip okuduğunda da aynı şekilde istekleri kabul görür.

  Ayetel Kürsi günde 50 defa okunursa okuyan şeytandan korunur.

  İhtiyacı ve isteği olan 170 Ayetel Kürsiyi okuduktan sonra 3000 defa Ya Kafi Ya Ğani Ya Fettah Ya Rezzak isimlerini zikredip ihtiyacını ALLAH’dan isterse isteği kabul olur.

  170 defa Merih saatinde okursa her türlü günah ve beladan korunur. İnsanlar arasında itibarlı olur.

  Zuhal saatinde okursa amirler yanında patronu yanında büyük itibara ve makama erişir.

  Müşteri saatinde okursa dert ve kederi dağılır. Tüm kötülüklerden korunur. Hapisten kurtulmaya sebeb olur.

  Şems saatinde okunursa büyük mertebe ve derecelere yükselir. Halkın dertleriyle ilgilenecek uygun bir mevkiye gelir.

Zühre saatinde okunursa dostları arkadaşları arasında ve aile içinde kıymeti artar. Dünya işlerinden istediği olur.

Utarit saatinde okursa kin ve düşmandan korunur. Düşmanının helakı niyeti ile okursa düşmanından kurtulur.

 Kamer saatinde okursa rızkı genişler bereketi artar.

  Akıl ve anlayışın artması niyetiyle Ayetel Kürsi 50 defa yağmur veya zemzem suyuna okunur ve içilirse bu gerçekleşir.

  Ayetel Kürsi 18 defa hergün okunmaya devam edilirse ALLAH okuyanı tevhid ruhuyla diriltir. Kalbini buna açar rızkını genişletir. Kıymeti yücelir. Yazıp üzerinde taşıyanı ALLAH musibet afet kaza ve belalardan korur.

  Ayetel Kürsi şer ve kötülükten korunmak niyetiyle okunur ve “vela yeuduhu hıfzuhuma ve hüvel aliyyül azim” kısmı arka arkaya 70 defa tekrar edilerek okunursa tehlike ve kötülük ortadan kalkar. Aynı okuma şekli cin ve şeytandan korunmak içinde uygulanır.

  Ayetel Kürsi ev veya iş yerinin kapısının üst kısmına yazılırsa o yere hırsız giremez o yerin rızkı artar.

  Ayetel Kürsi yazılıp bir eşya arasına yerleştirilirse o eşya çalınmaz. Zarara uğramaz.

  Ayetel Kürsi bir kaba 3 defa yazılır ve içine su konulup hastaya içirilir. İçirilirken; falan hastalıktan kurtulup şifa bulmaya niyet ettim denilirse ALLAH’ın izniyle hasta şifaya kavuşur.

  Sabah yataktan kalkıp abdestli bir şekilde 3 defa Ayetel Kürsiyi okuyan kişi akşama kadar; akşam namazının ardından 3 defa okuyan sabaha kadar şeytan cin ve insan şerrinden korunur.

  Bir dileği olan gece yarısından sonra abdestli olarak kıbleye yönelip 170 Ayetel Kürsi okuyup dileğini ALLAH’dan isterse isteği olur.

  Cuma günü sabah namazından önce abdestli olarak tenha bir yerde kıbleye yönelip diz üzerine oturup 313 defa Ayetel Kürsi okuduktan sonra “Ya Rabbel Azim bu ayeti kerime hürmetine 313 ehli bedir ve 313 ashabı talut hürmetine muradımı ihsan buyur” diye dua edenin maksadı gerçekleşir.

  7 adet tuz parçasının her birine 7 defa Ayetel Kürsi okuyup aç karnına besmele ile hergün yutarsa balgamdan kurtulunur.

  Uykuda rüyasında korkan kişi yattığı zaman Euzu Besmele ile 3 Ayetel Kürsi okuyup her birinde “vela yeuduhu hıfzuhuma ve hüvel aliyyül azim”i 3 defa tekrar ederek yatarsa korkulu rüyadan kurtulur.

  Sara tutan kişiye 21 Ayetel Kürsi okunursa kendine gelir.

  Bir kağıda 11 defa Ayetel Kürsi; safran gül suyu misk karışımı mürekkeple yazılır. Üzerinede 101 defa Ayetel Kürsi okunur öd yada anberle tütsülendikten sonra bir yerin kapısının üzerine konulursa o haneye; hırsız düşman girmezafetlerden korunur. Ticaret haneye asılırsa o yer hem korunur hemde bereketi kazancı artar.

  Bir kağıda 3 Ayetel Kürsi yazıp üzerine 1289 defa Ya ALLAH Ya Hayy Ya Kayyum Ya Ali Ya Azim okunur sonra muşamba veya naylona sararak üzerinde taşıyan kişinin rızkı ve kısmeti açık olur. Düşman şerrinden ve afetlerden muhafaza olur.

  Büyü dolayısıyla bağlı olan kişi için; bir kase içine Ayetel Kürsi yazılır içine su konulur. Üzerine 101 Ayetel Kürsi ve 1289 defa Ya ALLAH Ya Hayy Ya Kayyum Ya Aliyy Ya Azim okunur. O suyu 3 gün sabah aç karnına içilirse bağı çözülür.

  Ayetel Kürsi bir kağıda yazılıp haşerenin bulunduğu yere asılırsa oradaki haşereler gider.

  Bir kağıda Ayetel Kürsi yazılıp üzerine 21 Ayetel Kürsi 3 İhlas 21 Salatü Selam okunup bir tarlaya gömülürse o tarlanın bereketi ve mahsülü artar. Korunur muhafaza olur.

  Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i Kerimedir. Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Efendimiz (SAV), Zeyd’i (RA) çağırarak yazdırmıştır. 
   Ayet-el Kûrsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş ve başlarındaki taçları yuvarlanmıştır. Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblis’in yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir. 

   Peygamber Efendimiz’in(SAV) Ayet-el Kûrsi’de bulunan “Yâ Hayyu – Yâ Kayyumu”, “Hayy ve Kayyum olan ALLAH’ım Senin Rahmetinle yardım istiyorum” buyurarak (üzüntü ve keder anında) ettiği duadır. 
  İsm-i Azâm olduğu da rivayet edilmekle beraber, Ariflerin Sultanı Beyazıd-ı Bistami (RA) “Bu ismin belli bir tarifi yoktur, lâkin sen kalbini herşeyden boşaltıp, onu ALLAH’ın C.C. Vahdaniyyetine teslim ederek istediğin İsimle zikret” buyurmaktadır. 
  Ayet-el Kûrsi’de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime’de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere onyedi yerde ALLAH’u Teâlâ’nın İsmi geçmektedir.   Yatmadan okuyana ALLAH’u Teâlâ tarafından bir koruma verilir, sabaha kadar hiçbir şeytan yaklaşamaz. 
  Yâ RasulULLAH (SAV) Kur’ân-ı Kerimin hangi Sûresi(derece bakımından) daha büyüktür? Diye soran Sahabe’ye(RA), “İhlâs Sûresi” buyurdu. O Sahabe(RA) “Kur’ân-ı Kerimde hangi Ayet(Fazilet bakımından) daha üstündür.” diye sorunca, Peygamber Efendimiz(SAV) “Ayet-el Kûrsi’dir” buyurdu. (Darimi) Ayet-el Kûrsi’yi okuyan kimse yedi kalenin içine girmiş gibi muhafaza edilir. 
  Ayet-el Kûrsi, Kur’ân-ı Kerimin dörtte biridir. Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “İlim sana olsun ey Eba Münzir, Canım Kabza-i Kudretinde olan ALLAH’a C.C. yemin ederim ki, muhakkak Ayet-el Kûrsi’nin bir dili ve ikide dudağı vardır ki, Arş’ın direğinin yanında Melik-i (Müteâl olan ALLAH’u Teâlâ Hazretlerini) takdis eder(O’na Tazimde bulunur.)” (Ebû Dâvud, Ahmed İbni Hambel)      Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim, her farz namazın arkasından Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Cennete girmekten onu ancak ölüm men eder.Her kim onu yatacağı zaman okursa, ALLAH’u Teâlâ ona kendi evi, komşusunun evi ve etraftaki evler hakkında güvence verir.” (Beyhâki) Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Bakara Sûresinde bir Ayet vardır ki Kur’ân Ayetlerinin Efendisidir. Şeytan olan herhangi bir evde okunursa (şeytan) o evden çıkar. (O Ayet) Ayet-el Kûrsi’dir.” (Beyhâki) 
  Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim farz namazın arkasında Ayet-el Kûrsi’yi okursa, diğer namaza kadar ALLAH’ın C.C. zimmetinde olur.” (Heysemi) Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Her kim Ayet-el Kûrsi’yi ve Bakara Sûresinin sonunu sıkıntılı(kederli) anında okursa ALLAH C.C. ona yardım eder” (Suyuti, Dürrül Mensûr) (şeytan, cinler v.s. şerli yaratıkların şerrinden ve anne yada çocuğuna zarar vermelerinden yada öldürmelerinden korunmaları için) Doğum yapacak kadının, Ayet-el Kûrsi, A’raf 54. Ayeti sonuna kadar, Felâk ve Nâs Sûrelerini okuyarak ALLAH’u Teâlâ’ya sığındırılması gerekir(Hadis-i Şerifle bildirilmiştir).      
   
   Efendimiz(SAV) buyurdu ki; “Sen Ayet-el Kûrsi’den neredesin? O herhangi bir yemek veya katık üzerine okunursa mutlaka ALLAH C.C. o yemek ve katığın bereketini çoğaltır.” (Suyuti) Efendimiz(SAV) Sûre-i Bakaranın sonunu(Amener Rasûlü) ve Ayet-el Kûrsi’yi okuduğu zaman gülerdi ve “Onlar Arş’ın altındaki, Rahman’ın (Teâlâ) hazinesindendir.” buyururdu. (Suyuti) Seleme İbni Kays(RA) “ALLAH’u Teâlâ, ne Tevratta, ne İncil’de, nede Zebur’da Ayet’el Kûrsi’den daha büyük bir Ayet indirmedi.” (Suyuti) 

    Ayet-el Kûrsi, cinlere karşı kendisinden yardım alınacak duaların en büyüğüdür. Ayet-el Kûrsi’nin insandan şeytanları kovmakta çok tesirli olduğunu söylemişler, ayrıca saralı kişiye, şeytanın kendisine yardım ettiği sahir(büyücü), kâhin, falcı, nefis ve şehvet ehli, zulüm ve gazab erbabı üzerine sadakatle okunulduğunda onların şeytanlarını etkisiz hale getirmekte de büyük gücü olduğunu denemişlerdir. Ancak sadakatle okunması şartı koşulmuştur. 
     Herhangi bir muradın hasıl olması için Ayet-el Kûrsi 313 kere okunduğunda, dünya ve Ahiret hakkındaki o istek ALLAH’ın C.C. izniyle hasıl olur(ne bir eksik ve ne bir fazla okunmamalıdır bu sayıların adedi çok önemlidir). 

   Cin musallat olan çocuğa 18 kere Ayet-el Kûrsi okunursa BİİZNİLLAH şifa bulur. Yemeğe okunursa yemek bereketlenir. Devamlı okunursa unutkanlığı giderdiğini Hz Ali (K.V.) buyurmuştur. Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir. Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler. (Şeyh Muhakkik Celâl Divanî Hz.’nin beyanına göre kim Ayetel 
    Kürsi’yi harfleri sayısınca (170 defa) okursa, ne gibi bir mertebe talep ederse herhalde onu bulur. Rızık isterse geniş bir nimete erişir. Borcundan kurtulmak isterse ödeme imkânı bulur. Zindanda ise, Allah oradan kurtuluş sebeplerini yaratır. Düşmanlarının şerrinden kurtulur. Özellikle bu sayıyı farz namazlardan sonra okursa, talebi süratle yerine gelir. Gece ortasında abdestli bir durumda kıbleye yönelecek olursa, kabul olunmaya pek yaklaşmış olur. Ayetel     
    Kürsi’yi kelimeleri sayısınca (50 defa) yavaş yavaş okursa, mübarek kılınır ve şeytanın çekip çevirmelerinden korunur. (Şeyh İmam Ebül Abbas El-Bûnî (Bevnî)’nin beyanına göre Ayetel 
     Kürsi’yi harfleri sayısınca (170 defa) okuyan, ömrü boyunca hiçbir kötü şeyden korkmaz, kimse ona karşı kötülük yapmaya güç bulamaz. Ne söz, ne hareket ile dokunamaz. Şeytan’ın çevirmelerinden korunmuş olur. Bu sayıda okumaya devanı eden kimseye, varlık âleminde bulunan şeyler itaat eder. Hiçbir şey ona zarar vermeye güç yetiremez. 
   Farz namazlarından sonra okuyan, halk arasında ve ruhâni varlıklarkatında sevimli olur. 
   Kimin bir ihtiyaç ve dileği olur da ona ulaşmaya yol bulamazsa, 170 defa Ayetel Kürsi’yi okuduktan sonra 3000 defa “Ya Kâfi, Ya Ganiy, Ya Fettah, Ya Rezzak” demesi halinde, Allah’ın izni ile arzu ettiği sebep kapıları kendisine açılır. 
   Ayetel Kürsi’yi harfleri sayısınca (170 kez) okuyan kimse, arzu ettiğinin sevgisine lâyık olur. Rızık ona doğru gelir. Sevdiği bir kadın varsa, meşru yoldan onunla evlenir. Bununla düşmanını kahredebilir. înatçı ve kıskancı defedebilir. Hile yapanın düzenini bozabilir, borcunu ödeme imkânı bulur. Zenginlik arzu eder veya bir şeye erişmek isterse, Cenab-ı Hak bu isteklerini yerine getirir.
    Kim bu ayeti Peygamber Efendimizin isimleri sayısınca (201 defa) okuyup, dünya ve ahiret işleri ile ilgili bir hacetini Allah’tan isterse, onun bu ihtiyacı karşılanır.
    Ayetel Kürsi’yi 313 defa okursa, kendisine ölçülemeyecek kadar hayır hasıl olur. Allah ona hayır kapılarını açar. 313 sayısının büyük sır ve hikmeti ve garip özellikleri vardır. Bu sayı, 124 bin peygamber içinde resul olanların sayısıdır. (Her resul, ayrı bir vahye mazhar olmuştur.) Tâlut, 313 kişi ile Câlut’a karşı savaşa çıkmıştı.     
    Bedir savaşına katılan Eshab-ı Kiram da 313 kişi idi. (Şeyh El-Bûnî diyor ki; Yüce Kur’an’da en üstün ayet, Ayetel Kürsi’dir. Ayetel Kürsi İsm-i Âzam, yani Allah’ın en büyük ismidir. Cenab-ı Hak, bu ayetin başında “Allah Hu lâ ilâhe illâ Huvel Hayyül Kayyum” buyuruyor. Kim bu üç ismi anıp devam ederse, süratle faydasını bulur. 
   Rızık istediğinde, Lâ ilâhe illallahür Rezzak de. Şeref arzu ettiğinde, La ilâhe illallahül Muizz söyle. İlim talep ettiğinde, Lâ ilâhe illallahül Alim de. Sevgi ve muhabbet talep ettiğinde, La ilâhe illallahül Vedud zikrine devam et. Bir zalimden intikam almak istersen, Lâ ilâhe illallahül Müntekim’e devam et. Bilmiş ol ki,    
    Ayetel Kürsi’nin şanı çok büyüktür, faydası umumidir. Kim onunla dua ederse, Cenab-ı Hak kabul buyurur. Bu ayetin özelliklerinden biri de şudur : Her farz namazından sonra okunursa, kul hakkı ve millet hakkı dışında, Allah okuyanın bir sonraki farz namazına kadar olan bütün günahlarını ve kusurlarını bağışlar.     
    Uyumadan önce okuyan kimseyi, uykusu sırasında şeytandan korur. Kim de onu öfkelendiği zaman okuyup sol tarafına üflerse, şeytanını hapsetmiş olur, öfkesi de yatışır. 
     (Şeyhül Ekber Muhyiddin-i Arabi Hz.’nin buyurduğuna göre ; Kim Ayetel Kürsi’yi harfleri sayısınca (170 defa) okursa, halk ve seçkinler arasında büyük bir dereceye erişir. Cenab-ı Hak onun üzerine hayır ve fayda kapılarını açar. İlim hazinelerinin, gizli bilgilerin pencerelerini aralar. Tedavi etme yollarını ona öğretir. Böylece Cenab-ı Hak, ona hem zâhirî, hem bâtınî ilim ve hikmet verir. Arzu ettiği üzerinde tasarrufa sahip olur. Kim de Ayetel Kürsi’yi her gün bin defa okur ve bunu vird haline getirirse, dünyevi arzusuna kavuşur, maksadına erişir. Kim gece gündüz bin defa okur ve buna 40 gün devam ederse, ruhâni âlemin kapısı ona açılır, melekler onu ziyaret eder ve o kişinin bütün dilekleri yerine gelir. 
    Bunda hiçbir şüphe ve tereddüde yer yoktur. Aynı zamanda, rüyada Peygamber Efendimizi görme şerefine erişmek mümkün olur, ondan birtakım ihsanlar ve talimat alınır. 


Kürsî ve Allah’ın Kürsîsi: Kürsî; Taht, koltuk demektir. Kök anlamıyla üst üste katlanmayı, bir araya toplanmayı belirtir. Belli parçaların bir araya toplanmasından, üst üste eklenmesinden oluştukları için sandalye, koltuk, taht gibi üzerine oturulacak eşyaya kürsi denilmiştir. Mecâzî olarak da ilim, güç, egemenlik, sultan gibi anlamları dile getirir. Kur'an'da Allah'ın da bir kürsisi olduğu, bu kürsinin gökleri ve yeri içine aldığı belirtilir.[1] Sözkonusu âyet bu özelliği nedeniyle Kürsi Âyeti (Âyetü'l-Kürsi) olarak adlandırılır.

Allah'ın kürsîsinin mâhiyeti hakkında Kur'an'da bilgi verilmez. Hz. Peygamber (s.a.s.)'den gelen rivâyetlerde de bu konuda bir açıklama yoktur. Taberî'nin kaydettiği bir hadise göre yedi gök kürsi içinde bir kalkan içine atılmış yedi dirhem gibi kalır. Ebû Zer'in rivâyet ettiği bir hadis de Kürsi'nin arş karşısındaki durumunu belirler: "Arş içinde Kürsi, yeryüzünde bir çölün içine atılmış demir bir halka (yüzük) kadardır"[2]

Âyetü'l-Kürsî'de sözkonusu edilen Allah'ın Kürsisi'ne müfessirlerce getirilen yorumlar başlıca dört görüş çevresinde toplanır. Râzi'nin özetlediği[3] görüşlerden birincisine göre Kürsi, gökleri ve yeri kaplayan büyük bir cisimdir. Bu görüştekilerden Hasan el-Basri ayrıca Kürsi'nin Arş ile aynı şey olduğunu söyler. Ona göre üzerine oturulması nedeniyle tahta bazen arş, bazen de kürsi denmektedir. Bazı bilginler Hasan el-Basri'ye karşı çıkarak kürsi ile arşın ayrı şeyler olduğunu savunurlar. Bunlardan bazıları Kürsî'nin Arş'ın altında, yedinci semanın üstünde olduğunu söylerken, İmam Süddî'nin de içinde olduğu diğerleri yerin altında bulunduğu görüşünü öne sürerler. Said İbn Cübeyr'in rivayet ettiğine göre İbn Abbâs Kürsî'nin Allah'ın ayakların koyduğu yer olduğunu söylemiştir.

İkinci görüş Kürsi'yi Allah'ın hükümranlığı, kudreti ve mülkü olarak yorumlar. Kürsi'nin cisimliğini redde yönelik bu görüşe göre ulûhiyyet (tanrılık) ancak kudretle olur ve oturulan yere kürsî dendiği gibi bazan üzerine oturana da kürsi adı verilir. Bu nedenle Allah'ın Kürsi'si O'nun hükümranlığına, dolayısıyla kendisine işarettir.

Üçüncü görüşe göre: Kürsi Allah'ın ilmidir. İlim, âlimin dayandığı şey olması bakımından kürsi olarak adlandırılır. Kendisine güvenilen, dayanılan âlimlere de kürsiler (kerasi) denilir. Bu nedenle âyetteki Kürsi Allah'ın ilmini ifade etmektedir.

Kürsi'nin Allah'ın büyüklüğünü, ululuğunu dile getirdiği yolundaki yorum dördüncü görüşü oluşturur. Keffâl'in diğerlerine yeğlediği bu görüşe göre Allah, büyüklüğünü anlatmak için insanların kolayca anlayabileceği benzetmeler yapar. Allah'ın evi (Beytullah, Kâbe), Allah'ın eli (Yed'ullah, Hacerü'l-Esved) gibi deyimler de aynı amaçla kullanılır. Bunları maddi anlamlarıyla anlamak doğru değildir ve kişiyi tecsim (Allah'ı cisim gibi düşünme) ve teşbih (Allah'ı insana benzetme) yanlışına götürür.

Müfessirlere göre Kürsi konusunda nassa dayalı bir delil olmadıkça te'vile gitmek doğru değildir. Bu nedenle Kürsi'ye ilişkin âyetin açık anlamına uygun ilk görüşün doğru kabul edilmesi gerekir. Ancak bu görüşten yola çıkarak Allah'ın cisim olduğu, insanlara benzediği gibi bir sonuca varmaktan da sakınmak gerekir.[4]

Âyetü’l-Kürsî: Bakara sûresinin iki yüz elli beşinci âyetine Âyetü’l-Kürsî denir. Âyette geçen kürsî tâbirinden dolayı bu ismi almıştır. Kur'an-ı Kerîm'in bütünü içinde ayrı bir fazîleti olan bu ayet hakkında Resulullah'tan bazı hadisler nakledilmiştir.

Bu âyet-i kerîmede Cenâb-ı Allah'ın yüceliği, sıfatları, kâinatta meydana gelen büyük olayların tamamen onun iradesi doğrultusunda vukû bulduğu, onun isteği ve izni olmadan hiç bir kimsenin başkasına şefaat edemeyeceği, O'nun kürsüsü, göklerde ve yerdekilerin ona ait olduğu hakkında bilgi verilmektedir.[5]

Bakara suresinin ikiyüzellibeşinci ayeti. Ayette geçen kürsî tabirinden dolayı bu ismi almıştır. Kur'an-ı Kerîm'in bütünü içinde ayrı bir fazîleti olan bu ayet hakkında Rasulullah'tan bazı hadisler nakledilmiştir.

Muhammed b. İsâ'dan nakledildiğine göre İbnü'l-Aska' şöyle der:

"Adamın biri Hz. Peygamber'e gelip Kur'an'ın en faziletli ayeti hangisidir?' diye sordu. Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Âllah'u Lâilâhe illâ huve'l-Hayyu'l-Kayyûm. "[6]

Başka bir hadiste de:

"Kur'an'ın en faziletli ayeti Bakara suresindeki Âyetü'l-Kürsi'dir. Bu ayet bir evde okunduğu zaman Şeytan oradan uzaklaşır."[7]

Rasulullah (s.a.s.) bir defa Ka'b oğlu Ubey'e, ezberinde olan ayetlerden hangisinin daha yüce olduğunu sormuş, "Allah ve Rasulu daha iyi bilir" cevabını alınca, soruyu tekrar etmiş, bunun üzerine Ubey, bildiği en yüce ayetin "Allahu lâ ilâhe illâhüve'l-Hayyu'l-Kayyûm" olduğunu söylemiştir. Rasulullah (s.a.s.) aldığı cevaptan memnun olarak Ubey'in göğsüne vurarak

"Ey Ebû Münzir! İlim sana kutlu olsun." buyurmuştur.[8]

Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.)

"Âyetü'l-Kürsî Kur'ân âyetlerinin şahıdır" buyurmuştur.[9]

Bu ayet-i kerîmede Cenâb-ı Allah'ın yüceliği, sıfatları, kâinatta meydana gelen büyük olayların tamamen onun iradesi doğrultusunda vukû bulduğu, onun isteği ve izni olmadan hiç bir kimsenin başkasına şefaat edemeyeceği, O'nun kürsüsü, göklerde ve yerdekilerin ona ait olduğu hakkında bilgi verilmektedir. Meâli şöyledir:

"Allah (İbadete en lâyık olandır), Ondan başka ilâh yoktur. Diridir (ezeli ve ebedîdir), Kayyumdur (yaratıkların bütün işlerini düzenleyicidir. Yaratmada, rızık vermede mahlûkâtın yegane sahip ve hâkimi olup her şey onun sayesinde ayakla durur) Onu ne bir uyuklama alır, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. O'nun izni olmaksızın yanında kim şefaat edebilir? O, (bütün yaratılmışların) önlerindekini (dünyadaki bütün yaptıklarını, açıklaytp gizlediklerini), arkalarındakini (Ahirette olacak Şeyi) bilir. Onun ilminden, kendisinin dilediğinden başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü (ilmi) gökleri ve yeri kuşatmıştır. Ve onların (göklerin ve yerin) korunması O'na ağır gelmez. O, çok yüce çok büyüktür."[10]

ÂYET-EL KÜRSÎ'NİN ESRARI, HİKMETİ

   Hz. Ali (r.a) dan rivayet olunmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
"Allah (C.C), Kürsî'yi inciden halk etmiştir. Büyüklüğünü, Cenâb-ı Ecelli ve Alâ'dan gayri kimse idrak edemez."

Diğer hadis-i şerifde:
"Yedi kat semâ ve yedi kat yerler Kürsî'nin yanında, sahra ortasında bir halka mesâbesindedir" buyurmuşlardır.

İbn-ü Mace'nin rivayetine göre:
"Yedi kat semâ ve yedi kat yerleri Kürsî kuşatmıştır." İkrime (r.a) dan rivayet edilen hadîs-i şerifde:

"Güneşin nûru, Kürsî'nin nûrunun yetmiş cüz'ünden bir cüz'üdür. Kürsî'nin nûru ise Arşın nûrunun yetmiş cüzünden bir cüzdür. Hamele-i Arş (Arşı yüklenen melekler ile Hamele-i Kürsî (Kürsîyi yüklenen melekler) arasında yüz kırk tane hicap vardır. Bunların yetmişi nûrdan yetmişi zulûmattan (karanlıktan) dır. Her hicâbın arasu, beş yüz senelik mesafedir. Eğer Arş-ı âzâmla Kürsî'nin arasındaki hicablar olmasa idi, Kürsî'deki melekler Arşın nûrundan yanardı" buyurmuşlardır.
   Yedi kat semâ ve yedi kat yerler, arşın yanında kaybolur. Lâ teşbih Arş-ı A'zâm, Cenâb-ı Ecelli Âlâ'nın sarayı gibidir. Emri oradan verir, emr-i ilâhî, Kürsî'nin üzerine indiği vakit, mermer üzerine düşen ağır altın zincirin ses yaptığı gibi ses yapar, Kürsî'deki melâikeler, Cenâb-ı Ecelli Âlâ'nın emrinin azâmetinden ve bu sesin şiddetinden bayılırlar, ayıkdıklarında arştaki meleklere sorarlar: "Rabbimiz ne emir buyurdu?" derler.
Onlar cevaben:

“Hakkı ve doğruyu emir buyurdu” derler.

Cenab-ı Ecelli Ala’nın Emr-i İlahisi oradan Sidre-i Münteha ’ya, buradan yedinci kat semaya gelir. Böylelikle Cenab-ı Ecelli Ala’nın Emr-i İlahisi bütün semalardan geçerek dünyaya iner.

Evliyaların büyüklerinden olan İmam-ı Şarani (KS), Emr-i İlahinin bu şekilde nüzul etmesinin sebeb-i hikmetini şöyle anlatır:


“Eğer Cenab-ı Ecelli Ala’nın Emr-i İlahisi, semalara uğramadan vasıtasız olarak dünyaya ve insanlara gelseydi, hitab-ı ilahinin azametinin şiddetinden hepsi erirdi…”

    Muhidin Arabî (k.s): Allah (C:C)'ın emr-i ilâhîsi beş yerden iner.

1. Kalem-i âlâ: Burada farzlar iner.
2. Levh-i mâhfuz: Buradan menduplar iner.
3. Arş: Buradan haramlar iner.
4. Kürsî: Buradan mekruhlar iner.

5. Sidret-il münteha: Buradan Cenâb-ı Ecelli Âlâ'nın helâl ve mübah gibi emirleri iner... buyurmuşlardır.

Kaynak:   http://www.ayetel-kursi.com/ayetel-kursinin-faziletleri.html#ixzz3LZYv9Ghf

http://www.muhammed.gen.tr/ayetel-kursi-suresinin-faydalari-ve-sirlari/#sthash.TdZxd8dA.dpuf

19 Ekim 2014 Pazar

SEÇME İLAHİ SÖZ VE DİNLETİ VİDEOLARI



Güzel Allahım

O büyük adını Gaffar eyledin,

Allah"ım, Allah"ım güzel Allah"ım,

İbrahim"e odu gülzar eyledin,

Allah"ım, Allah"ım güzel Allah"ım.


***

İsmail"e koçu kurban eyledin,

Yusuf"u Mısır"da sultan eyledin,

Eyyub"un derdine derman eyledin,

Allah"ım, Allah"ım güzel Allah"ım.


***

Musa Nur dağında kelam eylemiş,

İsa göklerinde devran eylemiş,


İdris cennetinde bayram eylemiş,

Allah"ım, Allah"ım güzel Allah"ım.


***


Dostunun adını Habib eyledin,

Onu dertlilere tabib eyledin,

Ümmet olmak bize nasib eyledin,

Allah"ım, Allah"ım güzel Allah"ım.


***


Habibin Muhammed miraç olmuştur,

Aşık maşukuna vuslat bulmuştur,

Kana kana Mevla"m seni görmüştür,

Allah"ım, Allah"ım güzel Allah"ım.

Güzel Allah"ım…





BİRSİN ALLAH'IM


Yeri yaratan göğü yaratan


Nice nimetlerle bizi donatan


Birsin Allahım, birsin Allahım


Sen en yüce, sen en yüce teksin Allahım



Hz. Adem bizim babamız,


Hz. Havva bizim anamız



Birsin Allahım, birsin Allahım


Sen en yüce, sen en yüce teksin Allahım





Kıblemiz Kâbe sana döneriz


En yüce sensin secde ederiz


Birsin Allahım, birsin Allahım

Sen en yüce, sen en yüce teksin Allahım




Bizim sözümüz La ilahe illallah


Budur özümüz La ilahe illallah


Birsin Allahım, birsin Allahım


Sen en yüce, sen en yüce teksin Allahım


SİYAH ÖRTÜLÜ BEYTULLAH

>Siyah örtülü Beytullah,
>Evim dedi sana Allah,
>Doyamadım sana Billah,
>Siyah örtülü Beytullah

                        Mahsun mahsun boyun eğdin ,
                        Muhammede gönül verdin,
                        O burdayken böylemiydin,
                        Siyah örtülü   Beytullah

Günahım affına geldim,
Gözyaşım örtüne sildim,
Şahitlik yapacak bildim,
Siyah örtülü Beytullah

                        Hacerül esvede girdim,
                        Hatimde murada erdim,
                        Aşıklar ağlıyor gördüm,
                        Siyah örtülü Beytullah

Zemzem kuyusuna vardım,
Susuzluğa orda kandım,
Rahmet deryasına daldım,
Siyah örtülü Beytullah

                         İbrahime lebbeyk dedik,
                         Dört bir yandan koşup geldik,
                         Açılmış gönüller gördük,
                         Siyah örtülü Beytullah

Günahım affına gelem,
Halimi kime arzedem,
Var mı başka kapı gidem,
Siyah örtülü Beytullah

                         Kimi Tavaf, kimi namaz,
                         Kimi Kur'an kimi niyaz,
                         Ne kadar övülsen de az,
                         Siyah örtülü Beytullah.

Kapısında Altın toka
Dönüyorlar baka baka
Gözlerden yaş aka aka
Siyah örtülü beytullah





VUR KALBE 

Daldım derin fikire hamd eyledim Rabbime 
Feyiz ile aşk ile başlayalım zikire. 
Vur kalbe Allah desin inim inim inlesin 
Vur kalbe mevlam desin tüm kardeşler dinlesin.  

Kalbimin içi yara bülbülem düştüm zara. 
Doktor tabib anlamaz bizdeki başka yara. 
Vur kalbe Allah desin inim inim inlesin. 
Vur kalbe mevlam desin tüm kardeşler dinlesin.  

Resimde yeşil yazı Allah Muhammed sözü. 
Pirim aklıma düştü yüreğimde var sızı. 
Vur kalbe Allah desin inim inim inlesin.
Vur kalbe mevlam desin tüm kardeşler dinlesin.  

Yürü Hakkın yolundan tut bir şeyhin elinden 
Arif olan anlasın Farukinin dilinden 
Vur kalbe Allah desin inim inim inlesin. 
Vur kalbe mevlam desin tüm kardeşler dinlesin.


MEKKENİN DAĞLARI

MEKKENİN BEN DAĞLARINA
BAKIYORKEN AĞLIYORDUM
RASÜLÜNÜN İZİNİ ORDA
ADIM ADIM ARIYORDUM

               MESCİDİ HARAM İÇİNDE
               RUHUM KALDI KALBİM KALDI
               CANIMBURAYA GELDİ ANDA
               AKLIM BEYTÜLLAHTA KALDI

ORDA ONUN ELİN İZİ
ONUN ONUN GÖZÜN İZİ
UHUTDA YERİ ÖPERKEN
VARDI SANKİ AYAK İZİ

               MEDİNEDE EV SAHİBİ
               MUHAMMED MUSTAFA İMİŞ
               HAYATTA EN GÜZEL DUYGU
               ONA ÜMMET OLMAK İMİŞ

MESCİDİ HARAM İÇİNDE
RUHUM KALDI KALBİM KALDI
CANIM BURAYA GELDİĞİ ANDA
AKLIM BEYTULLAHTA KALDI






YAN YÜREĞİM YAN

Yan yüreğim yan
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize gülen var

            Koy gülen gülsün
            Hak bizi bilsin
            Gafiller bilsin
            Hakkı seven var

Bu yol uzundur
Menzili çoktur
Geçidi yoktur
Derin sular var

            Her kim merdane
            Gelsin meydane
            Kıyamaz cane
            Kimde hüner var

Yunus sen burda
Meydan isteme
Meydanlar içinde canım
Merdaneler var.






HAK YARAB

Canı gönülden seversen
Yalvar kul Allah'a yalvar

        Maksuda ermek istersen
        Yalvar kul Allah'a yalvar

Hak Yarab yalvar
Kul Allah'a yalvar

       Geceler uykudan uyan
       Gizli sırlar olsun ayan

Mahrum olmaz Allah diyen
Yalvar kul Allah'a yalvar

       Hak Yarab yalvar
       Kul Allah'a yalvar

Tanı gafil kendini tanı
Niçin yarattı Hak seni

       Azrail'e tatlı canı
       Verdiğin gün inanırsın

Hak Yarab yalvar
Kul Allah'a yalvar.,







 AŞKIN İLE AŞIKLAR

Aşkın ile aşıklar
Yansın yâ Resullallah.

        İçip aşkın şarâbın
        Kansın yâ Resullallah.

Şol seni seven kişi
Verir yoluna başı

        İki cihan güneşi
        Sensin yâ Resullallah.

Aşık Yunus'un canı
Hilm-ü şefaat kanı

        Alemlerin sultanı
        Sensin yâ Resullallah.








SEHER VAKTİ BÜLBÜLLER

Seher vakti bülbüller
Nede güzel öterler
Açınca tüm çiçekler
Birlikte zikrederler
                     AmanAllah illallah
                     Dertlere derman Allah
                     Gönüle şifa veren
                     Lailahe illallah
Akşam olur giderler
Boyun büker çiçekler
Kimbilir ne söylerler
Feryat eder bülbüller
                     AmanAllah illallah
                     Dertlere derman Allah
                     Gönüle şifa veren
                     Lailahe illallah
Onlar da bütün dertler
Yine de şükrederler
Selat selam söylerler
Beytullaha giderler
                     AmanAllah illallah
                     Dertlere derman Allah
                     Gönüle şifa veren
                     Lailahe illallah
Sen Allah’ı seversen
Allah seni sevmez mi
Emrince hizmet etsen
Hakk ecrini vermez mi?
                     AmanAllah illallah
                     Dertlere derman Allah
                     Gönüle şifa veren
                     Lailahe illallah
Sen rıza kapısında
Aman Allah’ım dersen
O alemler sultanı
Lebbeyk kulum demez mi?
                     AmanAllah illallah
                     Dertlere derman Allah
                     Gönüle şifa veren
                     Lailahe illallah
Aşık Derviş ne söyler
Söyler de kimler dinler
Bu yollar Hakk’a gider
Gidenler rahat eder.
                    Aman Allah illallah
                    Dertlere derman Allah
                    Gönüle şifa veren
                    Lailahe illallah.









CÜRMÜM İLE GELDİM SANA

Ey rahmeti bol padişah,
Cürmüm ile geldim sana,
Ben eyledim hadsiz günah,
Cürmüm ile geldim sana.
                                    Subhan Allah, Rahman Allah,
                                    Tüm dertlere derman Allah,
                                    Ben eyledim hadsiz günah,
                                    Cürmüm ile geldim sana.
Senden utanmadım heman,
Ettim hata gizli ayan,
Vurma yüzüme el aman,
Cürmüm ile geldim sana.
                                    Subhan Allah, Rahman Allah,
                                    Tüm dertlere derman Allah,
                                    Ben eyledim hadsiz günah,
                                    Cürmüm ile geldim sana.
Senin adın Gaffar iken,
Ayb örtücü Settar iken,
Kime gidem sen var iken,
Cürmüm ile geldim sana
                                     Subhan Allah, Rahman Allah,
                                    Tüm dertlere derman Allah,
                                    Ben eyledim hadsiz günah,
                                    Cürmüm ile geldim sana.










Çağırayım Mevlam Seni (Hicaz)

Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde Kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni

               Gökyüzünde İsa ile
               Tur dağında Musa ile
               Elindeki asa ile
               Çağırayım Mevlam seni

Derdi aşkın Eyyub ile
Gözü yaşlı Yakub ile
Ol Muhammed Mahbub ile
Çağırayım Mevlam seni

               Yunus okur diller ile
               Hakkı seven kullar ile
               Ol Fahri bilenler ile
               Çağırayım Mevlam seni







Gül yüzünü

Gül yüzünü rüyamizda görelim ya resul Allah
Gül yüzünü rüyamizda görelim ya resul Allah
Gül bahçene dünyamizda girelim ya resul Allah
Gül bahçene dünyamizda girelim ya resul Allah
Resul Allah resul Allah sefaat ya resul Allah

         Sensin gönüller sultani getirdin yüce kuran-i
         Sensin gönüller sultani getirdin yüce kuran-i
         Nuruna tendeki cani verelim ya resul Allah
         Nuruna tendeki cani verelim ya resul Allah
         Resul Allah resul Allah sefaat ya resul Allah

Askinla yasarir gözler hasretinle yanar özler
Askinla yasarir gözler hasretinle yanar özler
Mübarek ravzana yüzler sürelim ya resul Allah
Mübarek ravzana yüzler sürelim ya resul Allah
Resul Allah resul Allah sefaat ya resul Allah

        Veda edip masivaya yalvarip yüce mevlaya
        Veda edip masivaya yalvarip yüce mevlaya
        Sefaat et Mustafa ya erelim ya resul Allah
        Sefaat et Mustafa ya erelim ya resul Allah
        Resul Allah resul Allah sefaat ya resul Allah






Şol cennetin ırmakları (Yunus Emre)

Şol cennetin ırmakları
Akar Allah deyü deyü
Çıkmış İslam bülbülleri
Öter Allah deyü deyü

       Salınır tuba dalları
       Kur'an okur hem dilleri
       Cennet bağının gülleri
       Kokar Allah deyü deyü

Kimi yiyip kimi içer
Hep melekler rahmet saçar
İdris nebi hülle biçer
Diker Allah deyü deyü

       Altındandır direkleri
       Gümüştendir yaprakları
       Uzandıkça budakları
       Biter Allah deyü deyü

Aydan arıdır yüzleri
Misk ü amberdir sözleri
Cennette huri kızları
Gezer Allah deyü deyü

      Hakk'a âşık olan kişi
      Akar gözlerinin yaşı
      Pür nur olur içi dışı
      Söyler Allah deyü deyü

Ne dilersen Hak'tan dile
Kılavuzla gir bu yola
Bülbül âşık olmuş güle
Öter Allah deyü deyü

      Açıldı gökler kapısı
      Rahmetle doludu hepisi
      Sekiz cennetin kapısı
      Açar Allah deyü deyü

Rıdvandürür kapı açan
İdrisdürür hülle biçen
Kevser şarabını içen
Kanar Allah deyü deyü

    Miskin Yunus var dostuna
    Koma bugünü yarına
    Yarın Hakk'ın divanına
    Varam Allah deyü deyü

ŞAİR: YUNUS EMRE







HASRET KALDIK RESULLAHA

Hasret kaldık RESULLAHA
EY ALLAH’IM sen k avuştur
Sen ulaştır resullaha

    Resullahın elleriyle
    Hakka giden yollarına
    Hakkı anan dillerine
    Kurban olam MUHAMMEDE

Anda ravzasına varsam
Salatu selamı versem
Anda canım feda kılsam
Nur MUHAMMED MUSTAFAYA

    Ebu Bekir sıdık ıle
    Ömer Osman Ali ıle
    Hakkı seven kullar ile
    Kurban olam MUHAMMEDE

Resullahı bir görseydim
Ravzasına yüz sürseydim
Onda ben fena olsaydım
Kurban olam MUHAMMEDE

    Farukinin bağrı yanık
    Müritleri ona tanık
    Muzaffer sultanı alıp
    Gidemedik RESULLAHA







LAİLAHE İLLALLAH

Allah yolu yektir yek
La ilahe illallah
O birdir bir tektir tek
La ilahe illallah

    Gelin gönül diliyle
    Diyelim hep ya Allah
    Rahimde o Rahmanda
    La ilahe illallah

HU HU HU ALLAH
Hu Hu Hu Allah
HU HU HU ALLAH
Hu Hu Hu Allah
HU HU HU ALLAH
La İlahe İllallah
HU HU HU ALLAH
La İlahe İllallah
LA İLAHE İLLALLAH
LA İLAHE İLLALLAH

     Allah yolu nurludur
     La ilahe illallah
     Hep o yolda yürü dur
     La ilahe illallah

Eger iki cihanin
Aydin olsun istersin
Onainanvesigin
La ilahe illallah



erkan mutlu - Allah Yolu Yektir yek paylaşan: muhittin_ayaz



Muhammede Muhammede (S.a..v)


Canı Dilden aşık oldum
Muhammede muhammede
Mevlam layık eyle bizi
Muhammede Muhammede

     Aklı olan arif olsun
     Ciğer yansın püryan olsun
     Bir canım var kurban olsun
     Muhammede Muhammede

Cebrail Burak getirdi
Alıp miraca götürdü
Hep melekler kanat serdi
Muhammede Muhammede
    
    Fahri alem denmedimi
    Tac başına konmadımı
    Gökten kuran inmedimi
    Muhammede Muhammede

Rüyada görüştür bizi
Murada eriştir bizi
Mevlam sen kavuştur bizi
Muhammede Muhammede



MEDİNE YOLUNA VARDIM

Medine yoluna vardım
Can Muhammedi aradim
Onu görmektir muradim
Medinenin yollarinda

     Yollarinda yollarinda
     Güller acmis ravzasinda
     Medine bakar Mekkeye
     Gönül onun sevdasinda huuu

Yesil kubbe görünüyor
Kervan nura bürünüyor
Icimde hasret bitiyor
Medinenin yollarinda

     Rasulallah cagiriyor
     Gönül sanki cildiriyor
     Bastigin yerler yaniyor
     Medinenin yollarinda


Güzel ALLAH'ım

O büyük adını Gaffar eyledin
Allahım Allahım güzel Allahım
İbrahime narı gülzar eyledin
Allahım Allahım güzel Allahım

    İsmaile koçu kurban eyledin
    Yusufu mısıra sultan eyledin
    Eyyubun derdine derman eyledin
    Allahım Allahım güzel Allahım

Musa tur dağında kelam eylemiş
İsa göklerinde devran eylemiş
İdris cennetinde bayram eylemiş
Allahım Allahım güzel Allahım..



İstediğim Haktır Benim

Gece gündüz döne döne
İstediğim haktır benim
Allah deyip yana yana
İstediğim haktır benim

     Yoluna terkedip canı
     Akıtıp gözümden kanı
     Ah eyleyip dünü günü
     İstediğim haktır benim

Münkirler aşk halin bilmez
Münafıklar yola gelmez
Ağlar bu gözlerim gülmez
İstediğim haktır benim

     Kor olayım kül olayım
     Taşkın akan sel olayım
     Çineneyim yol olayım
     İstediğim haktır benim



BEN YÜRÜREM YANE YANE

Ben yürürem yane yane, Aşk boyadi beni kane
Ne akilem ne Divane, Gel gör beni aşk neyledi
Gah eserem yeller gibi, Gah tozaram yollar gibi
Gah akaram seller gibi, gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Akan sulayın çağlaram, Dertli cigerem dağlaram
Şeyhim anuban ağlaram, gel gör beni aşk neyledi
Ya elim al kaldır beni, ya vaslına erdir beni
Çok ağladım güldür beni, gel gör beni aşk neyledi

*** ***

Mecnun oluban yürürem, ol yari düşte görürem
Uyanıp melul oluram, gel gör beni aşk neyledi
Miskin Yunus biçareyem, baştan aşağı yareyem
Dost ilinden avareyem, gel gör beni aşk neyledi


Haktan İnen Şerbeti


Hakk'tan inen serbeti
Içtik elhamdülillah
Sol kudret denizini
Geçtik elhamdülillah

    Su karsiki daglari
    0 yemyesil baglari
    Saglik sefalik ile
    Astik elhamdülillah

Beri gel barisalim
Yar isen biliselim
Atimiz egerlendi
Kostuk elhamdülilah

     Kuru iken yas olduk
     Ayak iken bas olduk
     Kanatlandik kus olduk
     Uçtuk elhamdülillah

Geçtik yazi kisladik
Çok hayirlar lsledik
Us bahar oldu geri
Göçtük elhamdülllah

    Taptugun tapusunda
    Kul olduk kapusunda
    YUNUS miskin çigidik
    Pistik elhamdüllllah




Arayı arayı bulsam izini

Arayı arayı bulsam izini, 
İzinin tozuna sürsem yüzümü. 
Hak nasip eylese görsem yüzünü, 
Ya Muhammed canım arzular seni. 

     Bir mübarek sefer olsada gitsem
     Kabe yollarında kumlara batsam 
     Hup cemalin bir kez düşte seyretsem
     Ya Muhammed canım arzular seni. 

Zerrece kalmadı kalbimde hile 
Sıtk ile girmişim ben hak yola 
Ebu Bekir, Ömer, Osman'da bile 
Ya Muhammed canım arzular seni. 

      Ali ile Hasan Hüseyin anda, 
      Sevgisi gönülde, muhabbeti canda. 
      Yarın mahşer gününde, ulu divanda 
      Ya Muhammed canım arzular seni. 

Arafat dağıdır bizim dağımız 
Anda kabul olur bizim duamız 
Medine'de yatar Peygamberimiz 
Ya Muhammed canım arzular seni 

     Yitirdim o dostu bilmem ne yanda?
     Sevgisi gönülde, muhabbet canda.
     Yarın mahşer günü ulu divanda,
     Ya Muhammed canım arzular seni. 

Yunus senin methin eder dillerde,
Sevilirsin bütün bu gönüllerde.
Ağlayı ağlayı gurbet ellerde,
Ya Muhammed canım arzular seni. 

Yunus Emre


SEMADA MELEKLER GEZER DURURLAR

Semada melekler gezer dururlar
Sonunda bir zikir ehli bulurlar
Gidip Rabbin huzuruna varırlar
Derler Ya Rab senizikreder bunlar.
         Yüce RAbbim sorar onlar ne yapar
         Onlar SAna hamdü SEna ederler
         SEnden cenneti alayı dilerler
         Onlar narı cehennemden korkarlar.
Rabbim sorarlar görmüşler ki beni
Görmüşlermi cenneti cehennemi
Görselerdi ne olurdu halleri
Rabbim biliyordu en iyisini.
        Rabbim şahit kılar meleklerini
        Der bağışladım onların hepsini
       Melekler merak ederek derler ki
       Birisi var zikir değil niyeti.
Onlar öyle zikir ehlidirler ki
Onlarla düşüp kalkan olmaz şaki
Gidipte kuşatın çevrelerini
Üzerine saçın tüm rahmetini.
       Rabbim bizi de o kullardan eyle
       Gözümüzü yumum dalalım zikre
       Havatır gelmesin kalplerimize
       Daldır bizi de sonsuz rahmetine …






Aşkın ile Aşıklar

Aşkın ile aşıklar
Yansın ya Rasûlallah
İçip aşkın şerabın
Kansın ya Rasûlallah

     Şol seni seven kişi
     Verir yoluna başı
     İki cihan güneşi
     Sensin ya Rasûlallah
Şol seni sevenlere
Kıl şefaat onlara
Mümin olan tenlere
Cansın Ya Resulallah

    Aşık oldum dildare
    Bülbül oldum gülzare
    Seni sevmeyen nare
    Yansın Ya Resulallah

Şol seni seven sübhan
Oldu kamuya sultan
Canım yoluna kurban
Olsun Ya Resulallah

   Aşık Yunus'un canı
   İlm ü şefaat kânı
   Alemlerin sultanı
   Sensin ya Rasûlallah!


Ay Doğdu Üzerimize

Ay doğdu üzerimize
Veda tepesinden
Şükür gerekti bizlere
Allah'a davetinden

      Sen güneşsin sen aysın
      Sen nur üstüne nursun
      Sen süreyya ışığısın
      Ey sevgili Ey Rasul

Ey bizden seçilen elçi
Yüce bir davetle geldin
Sen bu şehre şeref verdin
Ey sevgili hoş geldin

    Ey Rasul sana söz verdik
    Doğruluktan ayrılmayız
    Sen ey esenlik yıldızı
    Senin sevginle doluyuz



Bizden selam götürün 

Geçtiğiniz yollara
Bizden selam götürün
Hak-dost diyen dillere
Bizden selam götürün

      Kutlu Hicaz çölüne
      Hakk'ın solmaz gülüne
      O Müminler seline
      Bizden selam götürün

Girenler dostun bağına
Düşmez küfrün ağma
Mübarek nur dağına
Bizden selam götürün

     Yağan Nur-i Hüdaya
     Merve ile Safa'ya
     Muhammed Mustafa'ya
     Bizden selam götürün

Yalvarıp Rabbimize
Dualar edin bize
Muazzam Kabe'mize
Bizden Selam götürün

     Her yönelen Allah'a
     Çıkar nurlu sabaha
     Al-i Rasülullah'a
     Bizden selam götürün

Girersiniz ihrama
El sürmeden harama
Sahabe-i Kiram'a
Bizden selam götürün

     Lebbeyk deyip boyuna
     Koşun zemzem suyuna
     Beni Haşim soyuna
     Bizden selam götürün

Mekke ile Medine
İki eşsiz hazine
Cihanyar-ı güzine
Bizden selam götürün

    Kavrulan açık başa
    Öpülen siyah taşa
    Gözlerden akan yaşa
    Bizden selam götürün

Yetişir Cemal gayri
Çok sözün yoktur hayrı
Hüccaca ayrı ayrı
Bizden selam götürün



Yalvar Kul Allah'a yalvar

Can-ü gönülden seversen
Yalvar kul Allah’a yalvar.
Maksuda ermek istersen,
Yalvar kul Allah’a yalvar

     Yalvara gör hep yalvara,
     Varmayasın yüzü kara,
     Ümmet isen Peygamber’e,
     Yalvar kul Allah’a yalvar.

Geceler uykudan uyan,
Gizli sırlar olsun ayan.
Mahrum olmaz Allah diyen,
Yalvar kul Allah’a yalvar.

     Tanı sen kendini tanı,
     Niçün yarattı Hak seni,
     Düşünüben hatimeni,
     Yalvar kul Allah’a yalvar.

Yunus zikredip hak deyü
Yürü maksudun dileyu,
İnileyu, hem ağlayu,
Yalvar kul Allah’a yalvar




Demedim mi

Güzel aşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi?

      Yemeyenler kalır naçar
      Gözlerinden kanlar saçar
      Bu bir demdir gelir geçer
      Duyamazsın demedim mi?

Aşıklar harabat olur
Hakkın katında kutlu olur
Muhabbet baldan tatlı olur
Doyamazsın demedim mi?

     Çıkalım meydan yerine
     Erelim Ali sırrına
     Can-ü başı Hakk yoluna
     Koyamazsın demedim mi?

Bu dervişlik bir dilektir
Bilene büyük devlettir
Yensiz yakasız gömlektir
Giyemezsin demedim mi?


Dost

Erler demine destur alalım
Pervâneye bak ibret alalım
Aşkın ateşine gel bir yanalım
dost dost dost

      Devrana girip seyran edelim
      Eyvâh demeden allah diyelim
      Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh
      Lâ ilâhe illallâh hû

Günler geceler durmaz geçiyor
Sermayen olan ömrün bitiyor
Bülbüllere bak efkan ediyor
Ey gonca açıl mevsim geçiyor
Dost dost dost

      Devrana girip seyran edelim
      Eyvâh demeden allah diyelim
      Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh
      Lâ ilâhe illallâh hû

Ey yolcu biraz sen dinle beni
Kervan geçiyor sen kalma geri
Yusuf denilen dünya güzeli
Fethetti bugün kalbi seferi
Dost dost dost

     Devrana girip seyran edelim
     Eyvâh demeden allah diyelim
     Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh
     Lâ ilâhe illallâh hû



Ehlen ve Sehlen

Ey enbiyalar serveri
Ey evliyalar rehberi
Ey insucan peygamberi
Ehlen ve sehlen merhaba

     Sen canların cananısın
     Dertlilerin dermanısın
     Alemlerin sultanısın
     Ehlen ve sehlen merhaba

Allahü ekber şanühü
Sultanehü sübhanehu
Kad caena burhanehu
Ehlen ve sehlen merhaba

     Sensin mahbub-i hüda
     Etme şefaatten cuda
     Ahmet Muhammed Mustafa
     Ehlen ve sehlen merhaba

Derviş yunus söyler sözü
Dergahına sürer yüzü
Severler mahşerde bizi
Ehlen ve sehlen merhaba


Elhamdulillah

Haktan inen şerbeti içtik Elhamdülillah
Şol kudret denizini geçtik Elhamdülillah.
Şu karşıki dağları, yemişleri, bağları
Sağlık safalık ile aştık Elhamdülillah..

      Beri gel barışalım, yar isen bilişelim
      Atımız eğerlendi aştık Elhamdülillah..
      Kuru iken yaş olduk, ayak iken baş olduk
      Kanatlandık kuş olduk uçtuk elhamdülillah..

Vardığımız illere, şol safalı yerlere
Baba Taptuk manasın aldık Elhamdülillah..
Açtık evi kışladık, çok hayırlar işledik
Üş bahar oldu, geri göçtük Elhamdülillah..

     Derledik pınar olduk, ayrıldık ırmak olduk
     Şol akar sular olduk şükür Elhamdülillah...
     Taptuğun tapusunda, kul olduk kapusunda
     Yunus miskin çiğ idik, piştik Elhamdülillah...


Gülme Gülme Ağla Gönül

Bir garibsin şu dünyada
Gülme gülme ağla gönül
Derdin dahi çoktur senin
Gülme gülme ağla gönül

     Ebubekir sıddık veli
     O'dur peygamberin yari
     Hani Ömer, Osman, Ali
     Gülme gülme ağla gönül

Birgün ola ecel gele
Kullar kulluğunda kala
Cümle mahluk toprak ola
Gülme gülme ağla gönül

     İşi gücü cevru cefa
     Dünya kime kıldivefa
     Hani Muhammed Mustafa
     Gülme gülme ağla gönül

Onlar cihane geldiler
Hep gittiler kalmadılar
Gülmediler ağladılar
Gülme gülme ağla gönül

     Aşık Yunus söyler sözü
     Kanlı yaşlar döker gözü
     Eğer yazın eğer gözün
     Gülme gülme ağla gönül



LA İLAHE İLLALLAH

Bir avuçtuk biz,
göklere sığmayan
Bir avuçtuk biz,
cennete susayan.

       Düşmez dilimizden
       Sökülmez kalbimizden
       En kutlu sözdür bu:
       La ilahe illallah.

Yâr oldun gönlüme,
sevgi ektin içime
Tevhid binasında
gönlüm gönlün üstüne.

      Düşmez dilimizden
      Sökülmez kalbimizden
      En kutlu sözdür bu
      La ilahe illallah.

Alnımızın aklığı,
kafire kabus olur
Mazlumun canı yansa,
ahı bize dokunur.

      Düşmez dilimizden
      Sökülmez kalbimizden
      En kutlu sözdür bu
      La ilahe illallah.



AH NİCE BİR UYURSUN

Ah nice bir uyursun, uyanmaz mısın? 
Göçtü kervan kaldık dağlar başında. 
Çağrışır tellallar inanmaz mısın? 
Göçtü kervan, kaldık dağlar başında. 

       Emir Hac göçeli hayli zamandır, 
       Muhammed cümleye dindir, imandır. 
       Delilsiz gidilmez, yollar yamandır, 
       Göçtü kervan, kaldık dağlar başında. 

Bülbül olup dost bağında ötegör 
İyi amellerle yükün tutagör 
Efendimin kervanına yetegör 
Göçtü kervan kaldık dağlar başında 

      Yunus sen bu dünyaya niye geldin? 
      Gece gündüz Hakk'ı zikretsin dilin. 
      Enbiyaya uğramaz ise yolun, 
      Göçtü kervan, kaldık dağlar başında. 

Yunus Emre



BİZLERİ DE MAHRUM EYLEME ALLAH

Durmaz yanar vücudum Allah
Bizleri de mahrum eyleme Allah
Sensin benim maksudum Allah
Bizleri de mahrum eyleme Allah

       Gül bülbülün ormanı Allah
       Ver derdime dermanı Allah
       Şükür erdik bugüne Allah
       Bizleri de mahrum eyleme Allah

Halas eyle narından Allah
Ayırma didarından Allah
Cennette cemalinden Allah
Bizleri de mahrum eyleme Allah

       Kandiller yana yana Allah
       Dervişler döne döne Allah
       Son nefeste imanından Allah
       Bizleri de mahrum eyleme Allah.


.
ARAYU ARAYU BULSA İZİNİ


Arayı arayı bulsam izini 
İzinin tozuna sürsem yüzümü 
Hak nasib eylese görsem yüzünü 
Ya Muhammed Canım arzular seni

         Bir mübarek sefer olsa da gitsem 
         Kabe yollannda tozlara batsam 
         Hub cemalin birkez düşümde görsem 
         Ya Muhammed Canım arzular seni

Zerrece kalmadı kalbimde hile 
Sıdk ile girmişem ben bu hak yola
Ebu Bekir, Ömer, Osman'da bile 
Ya Muhammedi Canım arzular seni

          Ali ve Hasan, Hüseyin anda 
          Sevdası gönüllerde muhabbet canda 
          Yarın mahşer günü Hak divanda 
          Ya Muhammed Canım arzular seni

Yunus senin methin eder dillerde 
Dillerde dillerde her gönüllerde 
Arayı arayı gurbet illerde 
Ya Muhammed Canım arzular seni



MEVLANA GİBİ

Mesneviden ders aldım
Oldum Mevlana gibi
Uçsuz ummana daldım
Yüzdüm Mevlana gibi

      Sağ elimi kaldırdım
      Sol elimi daldırdım
      Dilim kalbe indirdim
      Döndüm Mevlana gibi

Yüceldim döne döne
Umudum hep o güne
Giderken o düğüne
Gülsem Mevlan gibi

       Sağ elimi kaldırdım
       Sol elimi daldırdım
       Dilim kalbe indirdim
       Döndüm Mevlana gibi

Hayranı der aşk versin
Şems gibi yoldaş versin
Canlar kemale ersin
Ersem Mevlana gibi

       Sağ elimi kaldırdım
       Sol elimi daldırdım
       Dilim kalbe indirdim
       Döndüm Mevlana gibi





RABBİM ALLAH DİYECEĞİM

İnse başıma bin yumruk
Rabbim Allah diyeceğim.
Aksa kanım oluk oluk
Rabbim Allah diyeceğim.

       Yusuf gibi düşsem suya
       Atsalar beni kuyuya
       Nice şeref duya duya
       Rabbim Allah diyeceğim.

Sürseler yaban eline
Atsalar zindan evine
Haykırıp zindan evine
Rabbim Allah diyeceğim.

       Elekten süzseler beni
       Taş ile ezseler beni
       Haykırıp gönülden yine
       Rabbim Allah diyeceğim.

Ecelden gelip öleceğim
Ben kabre gireceğim
Melekler sual sorunca
Rabbim Allah diyeceğim.

      Baş koymuşum ben bu yola
      Ölüm bana düğün ola
      Hem başında hem sonunda
      Rabbim Allah diyeceğim.




BİR GÜNEŞ DOĞUYOR

Zalimler zulmüne, kafirler küfrüne
İnat edip devâm etse
Allah nurun tamamlar, çünkü bir vaadi var
Kafirler istemese bile.

        Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir’de
        Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin’de
        Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye’de
        Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde.

Mekkede başladı bu diriliş muştusu
Bugün de devam eder
Allah erleri canlarını seve seve
Rahman’a teslim eder

         Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir’de
         Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin’de
         Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye’de
         Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde.

Onun için yaşamak güç veriyor bize
Ve yolunda şehit vermek
Meleklerle konuşup semaya yükselmek
Ne güzel Resul’ü görmek.

          Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir’de
          Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin’de
          Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye’de
          Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde.


EBEDA

Yarab haberin nereden alalım
Bir kamil mürşide varalım
Hakkın yoluna kurban olalım

     Bir anda sabah olmaz ebeda
     Gözüme uyku girmez ebeda
     Gönlüm teselli bulmaz ebeda

Gönül kuşunu eyleyemedim
Dünyaya mesken bağlayamadım
Yandı yüreğim ağlayamadım

    Bir anda sabah olmaz ebeda
    Gözüme uyku girmez ebeda
    Gönlüm teselli bulmaz ebeda

Tazedir solmaz Hakkın gülleri
Mestane gezer saadet kulları
Gayet incedir Hakkın yolları

    Bir anda sabah olmaz ebeda
    Gözüme uyku girmez ebeda
    Gönlüm teselli bulmaz ebeda

Yarabberrahim Ey lütfü Kerim
Yoluna kurban canım var benim
Yarab sen varken kime gideyim

    Bir anda sabah olmaz ebeda
    Gözüme uyku girmez ebeda
    Gönlüm teselli bulmaz ebeda




KABE YOLLARINDA

Başım açık yalın ayak
Düştüm Kabe yollarına.
Günahıma ağlayarak
Düştüm Kabe yollarına.

         Dost ahbapla vedalaşıp
         Nice sarp dağları aşıp
         Halilullaha ulaşıp
         Düştüm Kabe yollarına.

Musul, Bağdat ve Kerbela
Nurlar yağar her gün hâlâ
Hoştur deyip kaza bela
Düştüm Kabe yollarına.

         Bazen açık bazen susuz
         Bazen yorgun, hem susuz
         Sabır isteyerek sonsuz
         Düştüm Kabe yollarına.

Beytullahı görem diye
Taşına yüz sürem diye
Yoluna can verem diye
Düştüm Kabe yollarına.


HAK YOL İSLAM

Kör dünyanın göz bebeğine
Hak yol islam yazacağız
Kuşların göz bebeğine
Hak yol islam yazacağız

       Yola, ağaca, pınara
       Esen yele, yağan kara
       Yağmur yüklü bulutlara
       Hak yol islam yazacağız

Koç burcuna, yay burcuna
Bebeklerin avucuna
Minarelerin ucuna
Hak yol islam yazacağız

      Her kapının eşiğine
      Her sofranın kaşığına
      Yıldıza, aya, güneşe
      Hak yol islam yazacağız

Her kapının eşiğine
Her sofranın kaşığına
Mağraların eşiğine
Hak yol islam yazacağız

    Herkes duyacak bilecek
    Saklanmaz artık bu gerçek
    Yaprak yaprak, çiçek çiçek
    Hak yol islam yazacağız



ŞEHİT TAHTINDA

Şehit tahtında Rabbe gülümser
Ah binler ce canım olsaydı der
Şehit tahtında Rabbe gülümser
Canım bedeli bir sofradan yer

       Ümitsiz olmaz ümitsiz olmaz
       Sevdasız olmaz sevdasız olmaz
       Dağları oyup zindan etseler
       Allah nurunu söndüremezler

Dağları oyup zindan etseler
Davamın önüne geçemezler
Yarasız olmaz Çilesiz olmaz
Şehitsiz olmaz Kurbansız olmaz

        Şehit tahtında Rabbe gülümser
        Ah binler ce canım olsaydı der
        Şehit tahtında Rabbe gülümser
        Canım bedeli bir sofradan yer

Karanlık ölür zülümat ölür
Gözler önünde ve Ölüm ölür
Anladım artık Uhud ve Bedir
Ve Ümit sevda Şehadet nedir

        Soludum Kanri Mahşer anını
       Ümidi Şehidi ve Sevdayı
       Şehit tahtında Rabbe gülümser
       Ah binler ce canım olsaydı der

Şehit tahtında Rabbe gülümser
Canım bedeli bir sofradan yer




Sallallahu alâ Muhammed

Bilmem nideyim, Allah Allah
Aşkın elinden, hay hay
Kande gideyim, aşkın elinden.

        Sallallahu alâ Muhammed
        Sallallahu aleyke Ahmed

Meskenim dağlar, Allah Allah
Gözyaşı çağlar, hay hay
Durmaz kan ağlar, aşkın-elinden.

        Sallallahu alâ Muhammed
        Sallallahu aleyke Ahmed

Varım vereyim, Allah Allah
Kadre ereyim, hay hay
Üryan olayım, aşkın elinden.

        Sallallahu alâ Muhammed
        Sallallahu aleyke Ahmed.

Yunus’un sözü, Allah Allah
Kül olmuş özü, hay hay
Kan ağlar gözü, aşkın elinden.

         Sallallahu alâ Muhammed
         Sallallahu aleyke Ahmed.



……AMAN ÇEŞME……

Aman çeşme canım çeşme
Sen Ahmedi görmedin mi?
Biraz önce abdest aldı
Şu karşiki camiye sor

      Aman cami canım cami
      Can Ahmadi görmedin mi?
      Biraz namaz kıldı
      Şu karşiki çarşıya sor

Aman çarşı canım çarşı
Nur Ahmedi görmedin mi?
Biraz önce kefen aldı
Şu karşiki kabire sor

     Aman kabir canım kabir
     Muhammedi görmedin mi?
     Şimdiye dek sizin idi,
     Şimdi ise bizim oldu



Allah-u Allah (Hicaz)

Ömrün bitirmiş viranemiyem
Aklın yitirmiş divanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah
Allahu Allah Allahu Allah

Kanat vururum, döner dururum
Yanar kurururm, pervanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah
Allahu Allah Allahu Allah

Yaşlı gözlerim, tutmaz dizlerim
Yolun izlerim, mestanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah
Allahu Allah Allahu Allah

Aşkî can feda, olsa ne fayda
Aşk oku yayda, kemanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah
Allahu Allah Allahu Allah



Biz Bu Gülistanın Bülbülleriyiz (Hüseyni)

Biz Bu Gülistanın Bülbülleriyiz
Bahçe-i Rindanın sünbülleriyiz
Biz secde ederiz Cemal-i yare
Vuslata olamaz başka bir çare

Biz gayret ile maksuda ereriz
Fırsat bulup gülistana gireriz
Biz münkiri müminlerden seçeriz
Mal-u canı terkeyleyip geçeriz

Biz el elel verip Hakka gidelim
Gelin gönülleri tavaf edelim




Sevdim seni Mabuduma


Sevdim seni mabuduma, canan diye sevdim 
Sevdim seni mabuduma, canan diye sevdim 
Bir ben değil alem sana, hayran diye sevdim 
Bir ben değil alem sana, hayran diye sevdim 

Evladını yarden geçerek, ravzana geldim 
Evladını yarden geçerek, ravzana geldim 
Ahlâkını meth etmeden Kur'an diye sevdim 
Ahlâkını meth etmeden Kur'an diye sevdim


Kurbanın olam Şahuresul, kovma kapından 
Kurbanın olam Şahuresul, kovma kapından 
İnarına müştâk olacak yezdan diye sevdim 
İnarına müştâk olacak yezdan diye sevdim 

Mahşerde Nebiler diler senden medet ister 
Mahşerde Nebiler diler senden medet ister 
Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim 
Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim 

Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim





Veysel Karani (Uşşak)

Hakkın Habibinin sevgili dostu
Yemen illerinde Veysel Karani
Söylemez yalanı,yemez haramı
Yemen ilerinde Veysel Karani

Seherde kalkuben yola giderdi
Hakkın binbir ismin zikir ederdi
Allah Allah deyu deve güderdi
Yemen ilerinde Veysel Karani

Elinde asası hurma dalından
Eğninde hırkası deve yününden
Asla hata gelmez onun dilinden
Yemen ilerinde Veysel Karani

Aşık Yunus ey dür ben de varaydım
Ol mübarek hub cemalin göreydim
Ayağın tozuna yüzler süreydim
Yemen ilerinde Veysel Karani



Abdest Aldığın Zaman

Dökülür bedede cümle günahlar
Namaz işin abdest aldığın zaman
İki melek iki yanında durur
Sabah namazım kıldığın zaman

Dahi namazım terketme sakın
İsterisen ola imanın bütün
Hak kulum der sana Rasül ümetim
Öğle namazım kaldığın zaman

Gökten yere iner bütün melekler
Meleklere müştak olur felekler
Kabul olur anda bütün dilekler
İkindi namazın kıldığın zaman

Cennet bahçesin! Hak kendi bezer
Şad olur müminler içinde gezer
Kiramen Katibin sevabın yazar
Akşam namazım kıldığın zaman

Bu namazdır müminlerin burağı
Hak teala yakın eder ırağı
Cenneti ala olur anın durağı
Yatsı namazım kıldığın zaman

Ecel yastığına koyunca başın
Dökülür gözünden kan ile yaşın
İman Kur’an olur senin yoldaşın
Azraile canın verdiğin zaman


Aman Afveyle Allahim

Gİzlİ GÜnahlarim Çoktur,huzurunda YÜzÜm Yoktur
İlahİ Rahmetİn Çoktur Aman Afveyle Allahim
Rahmetİne Ümİt Varim Aman Afveyle Allahim
Rahmetİne Ümİdİm Var Aman Afveyle Allahim

GÜnahim Çok YÜzÜm Kara Aman Afveyle Allahim
Onun İÇİn YÜreĞİm Yare Aman Afveyle Allahim
GÜnahimi Bİlen Sensİn Feryadimi Duyan Sensİn
Ümİdİm Var Afv Edersİn Aman Afveyle Allahim



SEN YOKTUN

Sen yoktun…
Hz Âdem’deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Âdem nuruna affedildi
Arafat bu affa şâhitti
Sen yoktun
Nuh’un gemisindeydi Nurun…
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Taprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeple
Tûfan, nurunu selamladı edeple…
Sen yoktun…
Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun
İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
“Rabbimiz” dedi,
“Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder,
Amin dedi on sekiz bin âlem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.
Sen yoktun…
Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..
Çünkü bu âlemin reisi geliyor…
Bekleyin Ahmed geliyor.
Kainata rahmet geliyor.
Havarilerin yüzünü okşayan,
Ölüleri dirilten bir nefes oldun
Ama sen yoktun…
Sen yoktun Sultânım,
Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Kuteyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı semada
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme…
Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
Sen yokken,
Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
Anne yüreğinin çıldırtan ç****izliğiydi.
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi…
En son çocuk atılırken çukura
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
Melekler süslüyordu hirâyı.
Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,
Efendisine hazırlanıyordu mekke.
Âlem Efendisine hazırlanıyordu
Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
Toprak yalvarıyordu rabbine,
Allahım gönder artık diyordu.
Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada
Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,
Bir inişin vardı yer yüzüne…
Önünde cebrail!
Ardında yalın kılıç melekler!
Bir inişin vardı yer yüzüne…
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!
Kainat bir isim duymak istiyordu.
Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
Muhammed!
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
Muhammed!
Melekler öptü o nurdan ellerini.
Muhammed!
Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
Sana o adı veren rahmana kurbanız
Artık sen vardın
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra anne halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?
Kaldır şehadet parmağını,
Yağmurları salsın Allah.
Sonra tut ağacın yaprağını,
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeterki sen iste,
Sen iste yarasulallah
Deki ben kimim?
Dağlar, taşlar dile gelsin,
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,
Ente Rasulullah desin.
Sen vardın
Bedir kârdı,
Uhut dardı
Hendek yârdı.
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitler…
Hele bir enesin vardı senin.
Enes bin malik…
Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
Onlar da
“Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
Enes kükremiş:
“ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit ey nebi!
Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu…
Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
Uhut’ta sancağını taşıyan.
Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.
Ebu hureyren vardı…
Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
Sen anlardın,
Ya Ebâhir gel! Derdin.
Ve sen gittin…
Bir gidişle gittin
Ardında hüznün kaldı.
Hasretin kaldı göklerde.
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
Muhammed rasulullah demeye
Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.
Sonra günler ay,
Aylar yıl oldu.
Ve asırlar oldu
Sensizliğe açtık gözlerimizi.
Ama sen bırakmazsın bizi.
Sen varsın ey şehitlerin sultanı
Sen varsın!
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
Ne anam var ne babam…
Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden .
Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
Bırakma bizi ki; Allah;
Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
Bırakma bizi!
Hayatı seninle öğretti Rahman.
Kulluğu seninle tanıdık.
Duayı senden öğrendik sevgili!
Hz Ömer umre için senden izin isteyince,
“Kardeşcik” dedin ona,
Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?
Bizler Ömer değiliz ama
Bütün dualarımız senin için
Ey Rabbimiz!
Rasulünü anışımızdan haberdar et!
O’na binler salat, binler selam!
Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
O’na vesileyi lutfet.
O’nu refik-i Âlâya yükselt
Bizi de affet
O’nun hatrına affet
Zatının hatrına Affet.


MİRAÇ

Kapatın gözlerinizi
Ve karanlığı seyredin.
İşte böyle bir gece.
Mekke’de bir gece
Yorgunluk havada
Gariplik suda
Simsiyah bir sessizlik
Uyku bile uykuda.
Kâbe’nin hatîm kısmında
Yanı üzre yatan biri var
Yıl hüzün yılı
Ebu Talib yok
Yıl hüzün yılı
Vefakâr eş
Haticetül kübrâ yok.
Kâbe’nin hatîm kısmında
Yanı üzre yatan biri var
Teselli arayan kalp
Hüzünle çarpan kalp
O’nun kalbi.
Ve ayak sesleri
Yıldızlar ışıldıyor.
Bu ayak sesleri göklerden
Yol veriyor yıldızlar.
Semâdan inenler var.
İzin verseydi Allah
Kâinat inerdi yere
Çünkü kâbe’nin hatîm kısmında yatan
Sultân-ı levlâk’tır.
Habîb-i zîşândır o
Nur-u hüda’dır.
Merhamet ufkunun nazlı güneşi
Kainatın biricik çiçeğidir o.
İzin verseydi allah
Âlemler inerdi yere
Oysa emir yalnız cebrail’e
Ve yalnız cebrail iner yere
Kalk ya rasulallah
Semada melekler seni bekler
Taif’te taşlanan yüzüne hasret
Alaya alınan sözüne hasret
Seni bekler melekler.
Yer yüzünde vefa yok mu?
Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin.
Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden?
Davetini hafife mı aldılar?
Üzülme ve aç gözlerini
Öteler bekliyor seni
Bu gece kainat adını anacak,
Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak.
Burak, senin için uçacak.
Aç gözlerini ya habiballah
Bu gecenin adına isra diyecek allah.
Ey yedi kat sema aç kapılarını,
Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere
Deki hazreti Adem’e;
Cennetin kapısına adı yazılan
İsminin hatrına af istediğin
Salih oğul geliyor.
Söyle İsa’ya:
Kuytu köşelerde
Havarilerinle Allah’a sığınırken,
Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın
Ve insanlığa gelişini müjdelediğin
Ahmet geliyor.
Yusuf’a, İdris’e, Harun’a söyle
Musa’ya deki:
Vasıflarına hayran olup da
Ümmetinden olmak istediğin
Salih kardeş geliyor.
Müjde ver İbrahim Peygamber’e:
Dua dua yalvarıp
Gelmesini istediğin oğul geliyor
Aç kapılarını ey yedi kat sema
Bu gelen Muhammed Mustafa
Cebrail yol gösterir
Ve yürür sultanlar sultanı
Bu nasıl bir yürüyüştür.
Bu nasıl bir eda?
İnci inci ter mübarek alınlarında
Baştan ayağa edep var
Attığı her adımda.
Sultanım,
Cennetler gösterilirken o gece
Ümmetini hayal ettin mi cennette?
Cehennemin alevleri selamlarken seni,
Gözyaşlarını gördü mü Cebrail?
Ümmetim dedin mi?
Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok
Tahiyyat duası haber verdi bize
Sen bizi hiçbir yerde
Hiçbir zaman unutmadın
İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız.
Allah seni unutturmasın bize.
Bir söz sultanının dediği gibi
Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme
Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu
Talaal bedru aleyna diyeceğiz.
Miraç gecesi
Yürüdü rasulullah
Cebrail önde
Bir gece yürüyüşüyle
Yürüdüler… Yükseldiler.
Yükseldikçe yükseldiler.
Cebrail durdu birden,
Ya rasulallah, benimle buraya kadar.
Efendimiz niçin diye sordu
Burası sidre-i münteha’dır
Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.
Allah rasulu, sordular:
Nasıl gidilir sidre-i münteha’da?
Cibril-i emin cevap verdi:
Aşkla!
Aşkla gidilir ya rasulallah
Aşkla gidilir ya habiballah
Aşkla gidilir ya nebiyyallah
Yürü sultanım yol senindir!
Aşk vadisinde mühür senin.
Söz senindir hal senindir.
Muhabbetin adı sensin.
Varlıkların tadı sensin
Yürü ve selamını ilet
Gözü yaşlı ümmetinin
Sensiz bunca yetimin
İlet selamını
Ahir zamanın ahını
Yüceler yücesine ilet
Sultanım
Sen dönerken miraçtan
İlahi hediyelerle
Bizim için miraç olan
Beş vakit namazla,
Bakara suresinin son iki ayetiyle
Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle
Dönerken sen miraçtan
Biz ahir zamandan
Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana
“O söylediyse doğrudur”
Rasulullah söylediyse doğrudur.
Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor
Kainatin kalbini:
Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah
Kulunu geceleyin mescid-i haram’dan alıp,
Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye
Etrafını mübarek kıldığımız
Mescid-i aksa’ya götürdü.
Çünkü, işiten ve bilen odur.
Şimdi açın gözlerinizi
Ve mîrâc’a hazırlanın



:: Uhud::..


Günlerden cuma…
Uhut’a gelenler var.
Medine yolu toz duman…
Uhut’a gelenler var.
Bir dağılsa da şu hava,
Görsek Medine-i Münevvere’den Uhut’a gelenleri.
Bir görsek Allah Rasulü’nü
Ve eroğlu erleri…
Bakın göründüler işte;
Atının üzerinde evrenin efendisi!
Cihanın gözbebeği!
Uhut’un sevgilisi!
Sağında ve solunda ashab-ı güzin
Önündeyse iki üveyk yürüyor;
Biri Sad bin Muaz,
Diğeri Sad bin Übade.
Allah’ım bu ne edep
Atlarının bile başı yerde…
Bakın şu iki gence!
İkisi de onbeşinde…
Şu kısa boylu olanı Rafi’ bin Hadic!
Parmaklarının ucuna basıyor ki
Boyu uzun görünsün!
İyi ok attığı söylenince
İzin veriyor efendimiz.
Diğer gençse Semüre bin Cündüp…
Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.
Ya rasulallah! diyor,
Rafi’ye izin verdiniz. Bana niye izin yok?
Ben rafi’yi güreşte yeniyorum.
Efendimiz tebessüm buyuruyorlar.
Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.
Semüre Rafi’yi yenince güreşte,
Fahr-i kainat ona da izin veriyor.
Günlerden cumartesi…
Uhud’a gelenler var.
İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi-
Başlarında Abdullah bin Cübeyr
Sultanı dinliyorlar.
Düşmanı yendiğimzi görsenizde
Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe
Yerlerinizden ASLA ayrılmayın!
Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi
Ben size adam göndermedikçe
Yerlerinizden asla ayrılmayın!
İki ordu da hazır…
İki ordu da harp nizamında…
Ve Uhud’un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor!
Sessizliği bozan Kureyş’in Sancaktarı’dır.
Söylediği her söz küfür kokulu…
Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar!
Bu bir meydan okumadır.
Cevapsa bir çift ayak sesi…
Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda…
Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak ‘ALLAH’ diyor!
Ve Esedullah namıyla Hz. Ali(R.A.) yürüyor.
Birkaç saniye, bir tek hamle…
ALLAH’ın(C.C.) Arslanı dimdik ayakta
Kureyş’in sancağı ise yerde…
Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı
Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında
Gökyüzünde yıldırımlar
Yeryüzünde Hamza var.
Asıl şimdi başladı Uhud’un türküsü.
Tam üç katı düşmanla Peygamber(A.S.M) ordusu
Göz göze ve diş dişe.
Uhud’da yiğitler var.
İşte: Ebu Lücane…
Kılıcın üzerinde bir yazı
Korkaklıkta ar
İlerlemekte şeref var!
İşte: Musab bin Umeyr…
Zırhını giyinince
Nasılda Peygamber’e(A.S.M.) benziyor.
Ve döne döne savaşan Hz. Hamza…
Ben Allah’ın(C.C.) Arslanı’yım diyor!
Ebu Katade’ye bakın.
Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından
Bir havayı yara yara geliyor.
Hedefte Rasulullah(A.S.M.) var.
İşte: Ebu Katade…
Okun Fahr-i Kainat’a(A.S.M) doğru gittiğini görünce
ALLAH’ı(C.C.) andı önce
Ve uzattı başını!
Ok Katade’nin gözüne saplandı.
Uhud’da yiğitler var…
Şirk ordusunu bozguna uğratan…
Ömer bin Hattab’a bakın
Gözleri çakmak çakmak…
Ama telaş var yüzünde Hz. Ömer’in(R.A.)
Bu ne hal ey Ömer…
Düşman hüsran yaşarken
Zafer kaznılmışken
Bu ne hal ey koca Ömer!
Niçin okçular tepesine bakıyorsun?
Neler oluyor orda?
Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi’nden?
Allah Rasulü(A.S.M) haber vermeden niye iniyorlar?
Ey Abdullah bin Cübeyr!
Durdursana okçuları!
Durun, Allah(C.C.) aşkına durun!
Arkanızdan www.Nazlim.net düşman geliyor, inmeyin yerinizden.
Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden.
Kainat yalvarıyor inmeyin!
Sultanlar Sultanı’nı(A.S.M) incitecekler, inmeyin!
Peygamber(A.S.M) ordusu iki ateş arasında…
Efendimizin(A.S.M) etrafında on beş sahabe…
Bakın, mübarek elleri Rasulullah’ın(A.S.M.)
Yüzüne kapanıyor!
Kainatın affı için semaya kalkan eller
Şimdi kan içinde!
Yetiş Ey Ebu Ubeyde!
Nur saçan yüz kan içinde!
Zaman donuyor sanki,
Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor.
Kıpkırmızı bir yakut gibi
Peygamberin(A.S.M.) mübarek dişi!
Uhud Dağı’nı bir titreme alıyor.
Zaman donuyor sanki,
Ve gökler yırtılıyor!
Uhud Dağı’nı bir titreme alıyor!
Kimse Uhud’a ilişmesin.
Çünkü bir ses geliyor altı yerden!
Muhammed’in(A.S.M.) dişi yere düşmesin!
Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri,
En hızlı inişiyle iniyor!
Çünkü altı yönden bir ses geliyor!
Yere düşmesin Muhammed’in(A.S.M.) dişi!
Kara bulutlar çöktü Uhud’a!
Bir ses ortalığı velveleye verdi:
Muhammed(A.S.M.) öldürüldü!
Muhammed(A.S.M.) öldürüldü!
‘Eğer O(A.S.M.) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum! ‘
Diyen Enes bin Nad atıdı küfrün alevleri arasına!
Artık yaşlı gözler Sevgili’yi(A.S.M.) arıyor.
Kab bin Malik Hz. sesi duyuldu:
‘Rasuluh(A.S.M) yaşıyor,
Allah(C.C.) ‘ın Rasulü(A.S.M.) yaşıyor,
Onu(A.S.M.) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım.
Habibullah(A.S.M.) yaşıyor.
Onu(A.S.M.) şefkat dolu gözlerinden tanıdım.’
Ashab-ı Güzin’in sevincine bir bakın!
Uhud’un sevincine bir bakın!
Hz.Hamza duydu ya bu yeter!
Rasulullah(A.S.M.) yaşıyor ya bu yeter!
Yine daldı Hamza Kureyş’in dalgalarına!
Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza.
Ve boşlukta bir mızrak belirdi.
Ey Hamza! Uhud’u her anışımızda kaç mü’min girmek ister mızrakla senin arana?
Kaç mü’min keşke ben öleydim, keşke mızrak benim sineme saplansaydı der?
Ama Şehidlerin Seyyidi sensin!
Şehidlerin Efendisi sensin!
Uhud’da şehidler var…
Şehidlerin Seyyidi Hamza var Uhud’da!
Rasul-i Zişan’ın(A.S.M.) gözlerinden boşalan yaş,
Hamza’yı yıkar gibiydi!
Fahr-i Kainat(A.S.M.) hiç bu kadar elem duymamıştı!
Hiç bu kadar üzülmemişti!
Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti:
‘Ey Rasulullah’ın(A.S.M) amcası Hamza;
Ey Allah(C.C.) ‘ın ve Rasulü’nün(A.S.M) Arslanı Hamza;
Ey hayırlar işleyen Hamza;
Ey Rasulullah’a(A.S.M) koruyucu olan Hamza;
Allah(C.C.) sana rahmet etsin!
Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi;
Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım! ‘
Ve bir ayet yankılanıyor Ahzab dağında:
(Bismillahirrahmanirrahim-Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla!)
‘Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki,
Onlar Allah(C.C.) ‘a verdikleri sözde sadakat gösterdiler.
Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar
çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi.
Kimisi de şehid olmayı bekliyor.
Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.




Mevla seni sevmez mi? 

Sen Mevlayı sevende Mevla seni sevmez mi? 
Sen Mevla'yı sevende Mevla seni sevmez mi 
Rızasına ivende rızasını vermez mi 
Sen Hakk'ın kapusunda canlar feda eylesen 
Emrince hizmet kılsan Allah ecrin vermez mi 

Şer'-i Şerif yolunda havf-i Huda diline 
Ehl-Ullah'ın halinde Allah halin sormaz mı 
Variyyetin mahv edüp Kur'an yolunda gidüp 
Yar ile yaran olsan yarin yaver olmaz mı 

Derd ile cangahinda ateş yansa ahında 
Ah u feryadlar etsen derden derman vermez mi 
Canın canan elinde canan canın dilende 
Yarelensen yolunda yaran merhem urmaz mı 

LUTFİ’ye lutf-i Mevla rahm eyleye Te'ala 
Allah deyu çağırsan Kerîm kerem kılmaz mı 
Sen Mevla'yı sevende Mevla seni sevmez mi 
Rızasına ivende rızasını vermez mi 

Sen Hakk'ın kapusunda canlar feda eylesen 
Emrince hizmet kılsan Allah ecrin vermez mi 
Varlığın mahveylesen terk-i vücud eylesen 
Bu sahra-ı ademde yar yanma varmaz mı 

Şer-i Şerif yolunda Peygamberin halinde 
Allah desen dilende bin kez halin sormaz mı 
Derd ile can-gahından canan diye çağırsan 
Derdin derman ederler yaran merhem urmaz mı 

Sular gibi çağlasan Eyyüb gibi ağlasan 
Ciğer-gahın dağlasan ahvalini sormaz mı ; 
LUTFÎYA yari gözle can u gönülden sızla 
Dergaha dönder yüzün duan kabul olmaz mı 


Şair: Alvarli M. Lutfi Efendi 








Ya İlahi (İlahi Sözleri)

Ya ilahi senden bir dileğim var,

Kapından sürüp de, dara düşürme.

Öter bülbüllerin, ahu can kuşu,

Maksudu giryana, hara düşürme.



Cemalin nurudur, aşıkın canı,

Aşık feda etmiş, ezelde kanı.

Ey bu can mülkünde ruhun sultanı,

Aşkından başka bir, hara düşürme.




Kadir Mevlam, ateş atma özüme,

Dünya malı, görünmüyor gözüme,

Ah bu gözüme…

Ya ilahi sen bak, benim yüzüme,

Cehennem ateşi ile dağlama.




Sen sinemdeki ben, ben gibi duran,

Sinemin üstünde hatsız oturan,

Ey gönlümü yakıp, kalbimi bilen.

Derdimi dermansız hale düşürme.




Malumundur halim Ey Yüce Rahman !

Gizli saklı neyim var, hep sana ayan,

Ey rahmeti sonsuz, lütfu bir pâyan,

Gönlümü yüzde bir dara düşürme.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...